1)Bilirsiniz, bi ara gençlerde cüzdana zincir takip sarkıtma modası vardı. İstiklal'de yürürken, yanımdan bu model bi tip geçiyordu ki adamın teki Bombayı patlattı: "Ne o lan? Köpeğin giccina mi kaçtı?" dedi...
2)İstiklal'in oralarda, 9-10 yaslarında, büyük olasılıkla tinerci, iki çocukla konuşuyor polis.
Birisine sordu,"Nerede oturuyorsun sen, evin nerede senin?". Çocuk: "Evim filan yok, orada burada uyuyorum".
Polis öbürüne dondu: "Peki sen?".
İkinci çocuk: "Komşuyuz!"
3)Az önce iş icabı Isparta'da bir müşterimizi aradım. Telefonu açan kibar bayana ilgili kişinin mail adresini sordum. Hanımefendi gayet kibarca "Bizim burada internet çekmiyor" demez mi!
4)Cuma akşamı gecenin bir yarısı Arnavutköy'de taksi arıyordum. Fakat etrafta bir tane bile yoktu. Arabasını park etmiş yemek yiyen bir taksi gördüm. Adama yaklaşıp, "Abi müsait misin?" dedim. O da, "Ehliyetin var mi?" diye sordu. Taksim'e kadar taksiyi ben kullandım, o paşa paşa yemeğini yedi.
5)Izmirliler bilir, toplu taşımada Kentkart uygulaması vardır. Karta para yüklersiniz, otobüslerde manyetik okuyucuya tutarsınız ve okuyucu okuduğuna dair sinyal sesi verir. Kentkart uygulamasının ilk yılıydı. Yaşlı ama çok tonton bir teyze elinde Kentkartla otobüse bindi. Nedense kartı şoförün suratına doğru tuttu. (Herhalde paso gibi gösterilecek zannetti.) Şoför iki-üç saniyelik şaşkınlık periyodunu atlattıktan sonra, "Biiiiip!" dedi. Teyze bi şey olmamış gibi geçip şoförün arkasına oturdu.
Otobüsteki herkes kahkahalarda gülerken bense şoförün zekasına hayran olmuştum. ,
6)Bir gün yolda giderken kaset satan bir dükkanın camında aynen şöyle bir yazı görmüştüm: "Arabalar için cıstaklı müzik gelmiştir. " Hay Allahım yaa!
7)Bir arkadaş anlattı. geçenlerde Taksim'de yürürken sıkışınca McDonalds'ın tuvaletine girmiş. Tuvaletten sonra elini kolunu sallaya sallaya restorandan çıkarken elemanlardan biri arkasından seslenmiş: "Bir gün yemeğe de bekleriz..."
Böylesine aşırı güzelliklerle dolu bir ülkeyi ve insanları sevmemek mümkün mu?



