Sinüzitler ve Endoskopik Sinüs Cerrahisi
Paranazal sinüs mukozasının enflamasyonuna sinüzit adı verilir.
Sinüzitler halk arasında yaygın olarak düşünüldüğü gibi bir defa yakalanıldığı zaman ömür boyu çekilen hastalıklar değildir. Bu hastalık üç ana başlık altında incelenebilir. Akut sinüzitler, 1 ila 30 gün arasında sürer ve medikal tedavi ile iyileştirilebilir. Subakut sinüzitler, 30 ila 60 gün arasında süren enfeksiyonlardır ve hala medikal tedavi ile sonuç alınabilmektedir. Kronik sinüzitler ise 2 aydan uzun süren enfeksiyonlardır. Medikal tedaviye dirençli olup çoğunlukla cerrahi tedavi gerektirirler.
Sinüzit yapan ajanlar çoğunlukla bakteriler, virüsler ve mantarlardır. Enfeksiyonun geliş yolu burun olabildiği gibi dişler de olabilir. Mukosiliertransport sistemini bozan mekanik, farmakolojik, fizyolojik ve çevresel faktörler sinüzit gelişimine yol açabilir. Burun orta bölmesi eğrilikleri, unsinat proses anomalileri, haller hücresi, büyük ager nasi hücresi, orta konka varyasyonları, osteomeatal komplex anomalileri kronik sinüzitlere yol açar.
Paranazal sinüslerin fizyolojisi esas olarak mukozanın normal havalanma ve temizlenme koşullarına bağlıdır. Bu havalanma ve temizlenme oluşturulan mukusun miktar ve içeriğine, mukozal emilime, silier vuruların etkinliğine sinüs ağızlarının açıklığına ve sinüs ağzı çevresindeki etmoid hücrelerin koşullarına bağlıdır.
Sekresyonun sinüs içindeki taşınımı muhtemelen genetik olarak düzenlenmiş bir yolla sinüs ağzına doğrudur. Yıllardan beri uygulanan sinüs cerrahi teknikleri sonrası yapılan postoperatif çalışmalarda yeni açılan yolların kullanılmayıp, sekresyon taşınmasının yine doğal sinüs ağzına doğru olduğu tespit edilmiştir.
Burun ve sinüs hastalıklarında tanı yöntemleri arasında bugün en geçerli ve değerli olan iki yöntem endoskopik olarak burun ile sinüs incelemesi ve paranazal sinüslerin tomografik incelenmesidir. Bu yöntemler yardımı ile burun mukozası, sekresyon karakteri ve burun ile sinüslerdeki anatomik değişiklikler saptanır. Doğru tedavi yöntemi ve tekniği belirlenir.
Akut ve kronik sinüzitlerde tedavinin hiç yapılmaması veya yetersiz yapılması sonucunda periorbital selülit, subperiostal abse, orbital selülit, orbital abse gibi göz komplikasyonları; menejit, subdural abse, epidural abse, kavernöz sinüs trombozu, beyin absesi gibi kafa içi komplikasyonları; yüz absesi, osteomiyelit, pnömoni, larenjit, kronik farenjit gibi diğer komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
Cerrahi tedavinin amacı sinüslerde kronik değişikliklere yol açan kalıcı değişiklikleri temizleyerek sinüslerin drenajının devamını sağlamaktır. Bu işlem yapılırken normal fizyolojinin elden geldiğince korunarak yapılması, ameliyatın uzun vadeli başarısı için gereklidir. Cerrahi tedavi genel olarak kronik olgularda düşünülür.
Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (FESC) sinüslerin drenajını engelleyerek kronik sinüzite neden olan kalıcı tıkanıklığı burun fizyolojisini mümkün olduğunca koruyarak açmak ve sinüslerin fizyolojik drenajının devamını sağlamaktır.
FESC geliÅŸimi
Hirschman'ın 1901'de değiştirilmiş sistoskopla yaptığı burun çalışmaları endoskopik burun ve sinüs cerrahisinin ilk adımları olarak kabul edilebilir. Maltz ve Hopkins ilk endoskopları tanımlamış ve geliştirmişlerdir.
Messerklinger 1960'lı yıllarda osteomeatal bölgenin tanımını yaparak; bölgenin, sinüslerin fizyopato genezindeki rolünü belirlemiş ve ilk endoskopik sinüs cerrahisi çalışmalarına başlamıştır. Aynı yıllarda Wigand, bu konuda çalışmalar yaparak kendi tekniğini geliştirmiştir.
Stammberger ve Kennedy, Messerklinger'in 1978'de çıkardığı "Endoskopy of the Nose" adlı kitabından sonra, 1980'li yıllarda endoskopik sinüs cerrahisi tekniğini tüm dünyaya yaymışlardır.
FESC yöntemi ile burun polipleri, kronik sinüzitler, burun tıkanıklıkları, konka hastalıkları tedavi edilir. Bu ameliyat lokal anestezi ile olabildiği gibi genel anestezi ile de yapılabilmektedir. Operasyon sonrası yapılan araştırmalar yöntemin başarısını göstermiştir. Günümüzde FESC geliştirilerek özellikle beyin tabanı ve gözün bazı hastalıklarında ulaşım yolu olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yöntem tamamen burun içinden uygulanmakta olup yüzde hiçbir ize rastlanmaz.


