Osmanlı Sultanlarının Hayatları - Murad (Murat) Han IV

Osmanlı tarihi, Türk tarihi, tarihimiz hakkındaki paylaşımlar..

Osmanlı Sultanlarının Hayatları - Murad (Murat) Han IV

Mesajgönderen vefakardost tarih 4/2/2007, 13:28

Osmanlı padiÅŸahlarının on yedincisi ve İslam halifelerinin seksen ikincisi. Babası Birinci Ahmed Han, annesi Mahpeyker (Kösem) Sultandır. 27 Temmuz 1612’de İstanbul’da doÄŸdu. Tam bir Türk ve İslam terbiyesi ve ahlakı ile yetiÅŸtirildi. Enderun mektebindeki hocalarından hususi dersler aldı. Genç Osman’ın başına gelen acı felaket ve yerine geçen amcası Mustafa Hanın kısa bir süre sonra tahttan indirilmesi üzerine henüz on bir yaşında iken 10 Eylül 1623’te Osmanlı tahtına çıktı. Eyyub Sultan hazretlerinin türbesinde, hocası Aziz Mahmud Hüdayi’nin elinden kılıç kuÅŸandı. Yaşı küçük olduÄŸu için, devleti bilfiil idare edemeyeceÄŸi görüşü hakim olarak, annesi Mahpeyker Kösem Sultan, saltanat naibesi tayin edildi.
Tahta geçtiÄŸinde, iç ve dış iÅŸlerdeki karışıklıklar devam ediyordu. İdari iÅŸler karışık olduÄŸundan, Yeniçeri ve Sipahi askerleri zorbalığa baÅŸ vuruyorlardı. Vasi durumunda olan annesi Mahpeyker Kösem Sultanın yardımı ile iÅŸ başına kıymetli devlet adamları ve kumandanlar getirerek, ortalığı düzeltti. İran Åžahı Birinci Abbas (1588-1629), Osmanlı hududunu geçip, BaÄŸdat’ı iÅŸgal ederek, otuz bin Sünni Müslümanı, kadın, çoluk çocuk demeden kılıçtan geçirdi. Rus Kazakları ise kayıklarla Karadeniz sahilindeki bazı köyleri yaktılar. 1625’te sadrazamlığa getirilen Hafız Ahmed PaÅŸa, Kazak korsanlarına ve Safevilere karşı harekete geçti. 1625’te Köstence’de, Kazakların iki yüz elli kayığı batırılarak, dört bin kadarı öldürüldü. Åžah Abbas’ın BaÄŸdat’taki zulmünün önüne geçmek için, 1625’te ordu sevk edildi. 11 Kasım 1625’te BaÄŸdat yakınlarındaki Azamiyye kurtarılarak, BaÄŸdat kuÅŸatıldı. Ancak, yeniçerilerin isyanıyla BaÄŸdat kuÅŸatmasını kaldıran Sadrazam Hafız PaÅŸa, Irak’ın kuzey ve güneyini iÅŸgalden kurtardı.

1 Aralık 1626’da Sadrazamlığa getirilen Kayserili Halil PaÅŸa, tekrar baÅŸlayan Safevi saldırılarının önüne geçmek ve Abaza Mehmed PaÅŸanın isyanlarını bastırmak için 4 Aralık 1626’da sefere çıktı. Serdar Halil PaÅŸanın muvaffakiyetsizliÄŸi üzerine 6 Nisan 1628’de Sadrazamlığa Hüsrev PaÅŸa getirildi. 22 Eylül 1628’de Abaza Mehmed PaÅŸayı yola getiren yeni sadrazam, Safevilere karşı 5 Mayıs 1630’da Mihriban’da, 14 Temmuz 1630’da Cemhal’da zafer kazandı. İranlılar maÄŸlup olunca, Anadolu’da asayiÅŸ temin edildi.

Dördüncü Murad Hanın yaşının küçüklüğünden istifade eden yeniçeriler, İstanbul’da zorbalıklarını ve ahaliye kötü muameleyi artırdılar. Sadrazam Hüsrev PaÅŸanın azlini bahane eden yeniçeriler ve sipahiler, ayaklanarak saraya yürüdüler. Yeni sadrazam Müezzinzade Hafız Ahmed PaÅŸayı öldürdüler (1632). Bundan sonra zorbaların zoru ile sadrazam olan Recep PaÅŸa döneminde İstanbul’da karışıklıklar günlerce sürdü. En küçük bir olayda, Recep PaÅŸanın tahrikiyle harekete geçen zorbalar, yeni kelleler istiyorlardı. DiÄŸer taraftan, tahta geçtiÄŸi günden itibaren bütün hadiseleri dikkatle takip ederek, eÅŸkıyanın elebaÅŸlarını tespit eden Sultan Murad Han, 8 Haziran 1632’de devlet idaresini bizzat eline aldı. İsyancıların elebaşı olan Topal Recep PaÅŸayı öldürttü. Yeniçeri ve sipahi ocaklarını sindirerek, zorbalıkların önüne geçti. Kahvehaneleri ve meyhaneleri kapatarak, tütünü ve alkollü içkileri yasakladı. Emri dinlemeyenlere ÅŸiddetli cezalar verileceÄŸini ilan edip, sıkı kontroller yaptı ve yaptırdı.

Lehistan Kazaklarının Karadeniz’de Osmanlı sahillerine ve Rumeli’de Tuna yalılarına yaptıkları saldırının önüne geçmek için 1633 Nisanında Lehistan Seferine çıktı. Osmanlı ordusu Edirne’ye geldiÄŸinde, Lehistan hükümeti sulh istedi. 1634’te imzalanan Osmanlı-Lehistan AntlaÅŸmasına göre; Kazak akınlarına son verilmesi, Leh krallarının Kırım hanlarına ve Osmanlı sultanına vergi vermesi, esirlerin karşılıklı deÄŸiÅŸtirilmesi kabul edildi.

Sultan Dördüncü Murad Han, Safevi saldırılarının önüne geçmek için ordunun başında sefere karar verip, hazırlıkları tamamladı. 18 Mart 1635’te Revan Seferine çıkan Dördüncü Murad Han, önceden tespit ettirdiÄŸi zorbalardan yolu üzerindekileri cezalandırdı. 27 Temmuz 1635’te Revan önlerine ulaÅŸtı. Sefer boyunca ordunun başında bulunup, askerlerle alakadar olan, kuvvet, heybet ve dehÅŸetinden ürkülen Sultan Murad Hana, ordu içinde büyük bir emniyet ve hürmet hissi uyandı. 28 Temmuz 1635 gecesi baÅŸlatılan Revan kuÅŸatmasında, bütün muharebe planları tatbik edildi. Sultan Murad Hanın kuÅŸatmanın ilk gecesi yaralanan askerleri ateÅŸ hattından geriye çektirerek hastane çadırlarında, cerrahlara tedavi ettirip, ilaçlarının verilmesini emretmesi ve top atışlarında bulunması askerleri coÅŸturdu. Revan kalesini düşürmek için yapılacak umumi taarruz öncesinde Safeviler, vire ile teslim olmak istediklerini bildirdiler. 8 AÄŸustos 1635’te Revan kale muhafızı EmirguneoÄŸlu Tahmasp Kulu Han, Sultan Murad Hana kaleyi teslim etti. Revan Kalesi tamir edilip, içine on iki bin asker ve yeteri kadar cephane konularak muhafızlığına Vezir Murtaza PaÅŸa bırakıldı. 11 Eylül 1635’te Tebriz ÅŸehri tekrar zaptedildi. Safevi ordusu, Osmanlılarla meydan muharebesine cesaret edemediÄŸinden karşılaşılmadı. Aras Nehri taraflarındaki Zeynelli aÅŸiretinden bin kadar nüfusun, Pasin-Erzurum, Tercan-Erzincan taraflarındaki boÅŸ arazilere iskan edilmesi emrolundu. Van ve Diyarbakır’da kalan Sultan Murad Han, Revan Seferine çıkışından on ay sonra 27 Aralık 1635’te İstanbul’a döndü. Osmanlı ordusunun doÄŸudan ayrılmasıyla; Safeviler, hududa tecavüz ederek 1 Nisan 1636’da Revan’ı iÅŸgal ettiler. 2 Åžubat 1637’de sadrazamlığa getirdiÄŸi Bayram PaÅŸayı DoÄŸu Seferi serdarlığına tayin eden Sultan Murad Hanın kendisi de hazırlıklara baÅŸladı ve 8 Mayıs 1637’de BaÄŸdat Seferine çıktı. 16 Kasım 1638’de kuÅŸatmanın baÅŸladığı sırada PadiÅŸahtan, daha önce ele geçirilmiÅŸ bulunan İmam-ı A’zam türbesini ziyaret etmesi istendi. Ancak, Sultan; “BaÄŸdat, sapıkların pis ayaklarıyla kirlenirken, gidip o yüce İmamı ziyaretten haya ederim” cevabını verdi. Derhal tertibat alarak muhasaraya baÅŸladı. Åžehirde BektaÅŸ Han Türkmen’in kumandasında 40.000 kiÅŸilik bir Safevi garnizonu bulunuyordu. Åžah Safi ise, atlı kuvvetleriyle Kasr-ı Åžirin’de olup Osmanlı muhasarasını gün gün takip etmesine raÄŸmen, müdahaleye cesaret edemiyordu. Sultan Murad Han, 12.000 sipahiyi İran içlerine sokup Åžehriban bölgesini çiÄŸnettiÄŸi halde, Åžahı savaÅŸ meydanına çekemedi. Åžah, BaÄŸdat’taki büyük kuvvetlerine güveniyor, PadiÅŸahın muhasaradan bıkınca çekilip gideceÄŸini zannediyordu.

Padişahın ve seksen altı yaşındaki şeyhülislam Yahya Efendinin de ön safta olduğu bu kuşatmada, dehşetli vuruşmalar oldu. Muhasaranın otuz yedinci gününde ön saflarda yalın kılıç kahramanca çarpışarak askeri coşturan Sadrazam Tayyar Mehmed Paşa, birkaç kuleyi ele geçirdiği sırada alnından vurularak şehit oldu. Yerine sadarete getirilen Kemankeş Mustafa Paşa, selefi gibi gayret edip birkaç kuleyi daha ele geçirdi. Bu muvaffakiyetler üzerine muhasaranın otuz dokuzuncu günü umumi taarruza karar verildi. Sabah erkenden başlayan şiddetli hücum karşısında kale teslim oldu.

Böylece, on dört sene on bir ay önce bir ihanet sebebiyle Safevilerin eline düşen Bağdat, artık kesin olarak Osmanlı idaresine geçti.

Sultan Dördüncü Murad Han, ilk iÅŸ olarak İmam-ı A’zam ve Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin kabr-i ÅŸeriflerini ziyaret etti. Bu büyük zatların türbeleri, sapık düşünceli Safeviler tarafından tahrip edilmiÅŸ ve eÅŸyaları yaÄŸmalanmıştı. PadiÅŸah emir verip bütün kabirlerin ve eserlerin tamirini bildirdi. Åžeyhülislam Yahya Efendiyi de, bu iÅŸlere nezaret etmekle vazifelendirdi. Bu zaferden sonra BaÄŸdat fatihi diye anılan Dördüncü Murad Han, ordu ile Sadrazam Mustafa PaÅŸayı BaÄŸdat’ta bırakarak İstanbul’a döndü. Sadrazam KemankeÅŸ Mustafa PaÅŸa, büyük bir kuvvetle İran içlerine doÄŸru harekete geçtiÄŸi sırada Åžahın barış isteÄŸi ile gönderdiÄŸi elçiler geldi. Sadrazam KemankeÅŸ Mustafa PaÅŸayla İran murahhasları Saru Han ve Muhammed Kuli Han arasında yapılan görüşmeler sonrasında, aÅŸağı yukarı bugünkü Türk-İran sınırının tespit edildiÄŸi Kasr-ı Åžirin AntlaÅŸması imzalandı (17 Mayıs 1639). Bu antlaÅŸmaya göre; BaÄŸdat, Basra ve Åžehr-i zur havalisinden mürekkep Irak-ı Arap Osmanlılarda, Erivan Safevilerde kaldı. Ayrıca Safevilerin gerek Irak, gerekse Kars, Ahıska ve Van taraflarına saldırmayacakları, Eshab-ı kiramı kötülemeyecekleri de antlaÅŸma ÅŸartları içinde yer almıştı. (Bkz. Kasr-ı Åžirin AntlaÅŸması)

Sultan Murad Han, doÄŸuda İran’la meÅŸgulken, batıdaki hadiselerden de günü gününe haber alıyordu. Bilhassa Venediklilerin hudut tecavüzlerine karşı bu Cumhuriyetle bütün ticari münasebetlerin kesilmesini ve hemen savaÅŸ açılmasını emretti. Ancak, bu sırada damla (Nikris) hastalığından muzdarip bulunan Sultanın durumu ağırlaÅŸtı. Bunun üzerine Divan, emri çeÅŸitli bahanelerle on üç gün geciktirdi. Bu arada Venedik elçisi gelip, divanın bütün ÅŸartlarını kabul etti ve savaÅŸ durduruldu. Nitekim, çok geçmeden padiÅŸahın hastalığı daha da artarak 8/9 Åžubat 1640 günü, güneÅŸ battıktan sonra İmam Yusuf Efendi, Yasin-i ÅŸerif okurken vefat etti. Sultanahmed Camii avlusunda Åžeyhülislam Yahya Efendinin imamlığında müezzinlerin “Er kiÅŸi niyyetine!” nidaları ve Müslümanların gözyaÅŸları arasında kılınan cenaze namazından sonra, babası Birinci Ahmed Hanın türbesine defnedildi.

Dördüncü Murad Han, Arapça ve batı dillerine hakim olup her türlü memleket meselesine vakıftı. İlmi ve ilim adamlarını çok sever, fırsat buldukça ilim meclislerine gider, onları teÅŸvik ederdi. Evliya Çelebi ve Katib Çelebi gibi alimler, teÅŸvik ettiÄŸi kimseler arasında idi. Kur’an-ı kerim okumayı ve ibadetlerini hiç ihmal etmezdi. Dedesi Yavuz Sultan Selim Han gibi o da Hırka-i saadet dairesinde Kur’an-ı kerim okurdu.

Ömrünü devlete hizmet ve Allahü tealanın emir ve yasaklarına itaatle geçiren bu Türk Hakanı, Ehl-i sünnet düşmanı Acemlerin pek çok iftiralarına maruz kaldı. Bunlar kendilerinde bulunan zilletleri bu büyük padişaha da bulaştırmaya kalkıştılar. İnsanlara zulmettiğini ve içki içtiğini söylediler. Halbuki devrin kaynaklarında Murad Hanın içki içtiğine dair en küçük bir bilgi yoktur.

Birçok tarihçinin Kanuni sonrası en büyük Osmanlı padiÅŸahı olarak kabul ettikleri Dördüncü Murad Han, hep dedesi Yavuz Sultan Selim Hana benzemeye çalışırdı. Gerçekten de birçok vasıfları onunla uyuÅŸurdu. Fakat, Yavuz’un sahip olduÄŸu kıymetli devlet adamlarına ve tecrübeye malik deÄŸildi. Tahta geçtiÄŸinde hazine bomboÅŸtu. Vefatında ise, on beÅŸ milyon altın olup, gümüş paranın haddi hesabı belli deÄŸildi. Avrupa, baÅŸtan baÅŸa istihbarat ağı ile örülmüştü. Avrupalıların en gizli sırları, Osmanlı Sarayına gününde ulaşıyor ve ona göre vaziyet alınıyordu. Tahta çıktığında, neye yaradığı belli olmayan yüz bin yeniçeri varken, vefatında itaat altına alınmış otuz beÅŸ bin yeniçeri bulunuyordu. Dördüncü Murad Han, bozulmuÅŸ devlet nizamını yoluna koymak için mülazimlikleri kaldırdı. Timar sistemini yeniden düzene koydu. İsrafın önüne geçmek için kanunlar çıkarttı. Sipahilerden zorbalıkla ele geçirdikleri evkaf idaresini ve diÄŸer hükümet hizmetlerini aldı. Sipahileri intizam ve itaat altına alarak, bunların ve bir takım bozguncuların toplandığı yerler olan kahvehaneleri kapatarak asayiÅŸi temin etti. Yeniçerilik tahsisatının ÅŸuna buna yemlik olması suiistimalini kaldırarak, yeniçeriliÄŸi ıslah etti. Vefatında içte ve dışta huzurlu ve itibarlı bir devlet bıraktı.

Sultan Murad Hanın cesareti, her türlü zorluğa tahammülü, keskin zekası, hünerleri, askeri dehası, atıcılık, binicilik, silahşorluktaki başarısı, askerleri ve tebaası tarafından çok takdir ediliyordu. İki yüz okkalık gürzleri kolayca kaldırır, hızla giden iki atın birinden diğerine atlar, attığı ok, tüfek mermisinden uzağa düşerdi. Devrinin bütün silahlarını en iyi şekilde kullanırdı.

En küçük suçları bile memleketin selameti için cezalandırmaktan çekinmeyen Sultan Dördüncü Murad Hanın merhameti de çoktu. Savaş esnasında otağının yanına kurdurduğu seyyar hastanelerdeki yaralı ve hastaları ziyaret eder, onlarla yakından ilgilenirdi. Memleketin her tarafındaki imarethanelerin vakıf şartlarına uygun şekilde çalışması, fakir ve yetimlerin aç ve açıkta kalmaması için gayret gösterirdi.

Din ve devlet menfaatine iş yapanı hemen mükafatlandıran Sultan Murad Han, pek çok hayırlı işin yanında, Topkapı Sarayında Revan ve Bağdat köşkü gibi nadide eserler, köprüler, kervansaraylar, hanlar ve benzeri hayır eserleri de inşa ettirdi.

BoÄŸazda yaptırdığı sarayda, oÄŸlu Muhammed’in doÄŸumunda yedi gece kandiller astırıp ÅŸenlikler yapıldığından, buraya Kandilli denildi. Kavaklar’daki kaleleri yaptırdığı gibi, pek çok ÅŸehrin de surlarını tamir ettirdi. BaÄŸdat’ı feth edince, İmam-ı A’zam ve Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin türbelerinin tamirini yaptırdı. Kabe-i muazzamayı su basması üzerine; Ankaralı Mehmed ile Rıdvan AÄŸayı Kabe-i muazzamayı tamirle vazifelendirdi.

Sultan Dördüncü Murad Han devrinde kazanılan zaferlerin yanında pek çok alim, ÅŸair, tarihçi ve sanatkar yetiÅŸerek kıymetli eserler meydana getirmiÅŸlerdir. Bunlardan bibliyografya, tarih, coÄŸrafya sahasında Katip Çelebi ve Vekayi-name sahibi Topçular katibi Abdülkadir, Ravdat-ül-Ebrar ve Zafername sahibi Karaçelebizade Abdülaziz, Tarih-i Gılmani sahibi Mehmed Halife, teÅŸkilat ve idare sahasında Koçi Bey vardır. Yine Erzurumlu Ömer, Nef’i, Azmizade Mustafa Haleti, Naibi, Yahya, Bahai, Cevri ve Fehim-i Kadim, devrinde önde gelen ÅŸairlerdir. Yine süslü nesrin on yedinci yüzyıldaki temsilcilerinden Nergisi de Dördüncü Murad devrinin meÅŸhurlarındandır.

Bundan başka, şair olan bu padişahın devrinde halk edebiyatı sarayca desteklenmiş, zaferlerine destanlar, ölümüne halk şairlerince şiirler yazılmıştır. Bu şairlerden bazıları saraya intisap etmişlerdir. Bunların belli başlıları Kuloğlu, Katibi, Kayıkçı Kul Mustafa gibi halk şairleridir.

Yine devrin tekke edebiyatındaki büyük temsilcisi Aziz Mahmud Hüdayi de, bu devrin sahasında önde gelen şairlerindendir.
Web Master Nail GÖK . http://www.forum112.com @ 2006 - 2010
Resim
Kullanıcı avatarı
vefakardost
ORTAK
ORTAK
 
Mesajlar: 2207
Kayıt: 16/11/2006, 23:15
Konum: MANİSA

Mesajgönderen Ertan tarih 19/2/2007, 17:34

paylaşım için saol
<= £®o => İhtiyaç DuyduÄŸunuz Her An Yanınızda... <= £®o => üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
Ertan
BÖLÜM YETKİLİSİ
BÖLÜM YETKİLİSİ
 
Mesajlar: 643
Kayıt: 10/2/2007, 19:38
Konum: Forum112


Dön Tarih

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir