Osmanlı Sultanlarının Hayatları - Mahmut Han I

Osmanlı tarihi, Türk tarihi, tarihimiz hakkındaki paylaşımlar..

Osmanlı Sultanlarının Hayatları - Mahmut Han I

Mesajgönderen vefakardost tarih 4/2/2007, 13:50

Yirmi dördüncü Osmanlı sultanı. İslam halifelerinin seksen dokuzuncusudur. Babası İkinci Mustafa Han, annesi Saliha Valide Sultandır. İstanbul’da, 2 AÄŸustos 1696 tarihinde doÄŸdu. ÅžehzadeliÄŸinde, yüksek fen ve din ilimleri öğretilerek yetiÅŸtirildi. Aklı, zekası, kabiliyeti ve anlayışı kuvvetliydi.

Üçüncü Ahmet Han, Patrona Halil ayaklanması sonunda tahttan çekilince, Åžehzade Mahmut, 2 Ekim 1730 günü Osmanlı sultanı oldu. Üçüncü Ahmet Han'ın tecrübe ve tavsiyelerinden istifade etti. İlk icraatı, Lale Devrinde yapılan ilim, kültür ve sanat eserlerinin tahribini durdurmak oldu. Asi Patrona Halil’i ve zorbaları imha ettirdi. İstanbul’da emniyet ve asayiÅŸi saÄŸladı. Ülkede huzur dolu, mesut günler baÅŸladı. İçiÅŸlerini düzelten Sultan Birinci Mahmut Han, doÄŸuda hududa saldıran İran Safevileri ile, batıda Avusturya ve Rusya’ya karşı tedbir aldı.

DoÄŸuda İran ile Üçüncü Ahmet Han devrinden beri devam eden hadiselere son vermek istedi. Ancak, İran Åžahı bir taraftan anlaÅŸmak üzere heyetler gönderirken, diÄŸer taraftan büyük kuvvetlerle Revan üzerine yürüdü. Åžah’ın elçi göndermekteki maksadının Osmanlı hükümetini yanıltmak ve oyalamak olduÄŸu anlaşıldığından, elçi ve maiyeti Mardin Kalesine hapsedildi. Osmanlı kuvvetleri, İran Seraskeri Ahmet PaÅŸa ile Erzurum Valisi ve Revan Seraskeri HekimoÄŸlu Ali PaÅŸa kumandası altında iki koldan harekete geçti. 30 Temmuz 1731’de KirmanÅŸah alındı. 15 Eylülde Kurican Sahrasında İran kuvvetleri bozguna uÄŸratıldı. Urmiye ve Tebriz ele geçirildi. İran Åžahının sulh istemesi üzerine, Ocak 1732’de Ahmet PaÅŸa AntlaÅŸması imzalandı. Buna göre Aras Nehri iki devlet arasında hudut olarak kabul edilirken Revan, Gence, Nahçıvan, Bitlis, Åžirvan ve Dağıstan Osmanlılara; Tebriz, KirmanÅŸah, Hemedan, Luristan ve Erdelan eyaletleri ise İran’a bırakıldı. Ancak, 1733’te İran’da iktidarı ele geçiren Nadir Åžah, Osmanlıların fethettiÄŸi bölgeleri almak için tekrar savaÅŸ açtı. 1735’te Arpaçay’da yapılan muharebeyi Osmanlılar kaybetti. Gence, Tiflis ve Revan İran’ın eline geçti.

Osmanlı Devletinin doÄŸuda İran ile mücadelesinden istifade eden Avusturya ve Rusya da iki cepheden harekete geçmiÅŸti. Azak Kalesini ele geçiren Ruslar, Osmanlı kuvvetlerinin toparlanmasına meydan vermeden Gözleve, Kılburun ve Urkapı’yı da iÅŸgal ettiler. 12 Temmuz 1737’de harekete geçen Avusturya ordusu ise Bosna, Sırbistan ve Eflak’a girdi. Bu maÄŸlubiyetler ve düşmanın girdiÄŸi yerlerde büyük tahribat ve mezalim yapması Sultan Mahmut Hanı son derece üzdü. Sadarete getirdiÄŸi Muhsinzade Abdullah PaÅŸayı Rusya üzerine, HekimoÄŸlu Ali PaÅŸayı da Avusturya üzerine sefere memur etti. Muhsinzade, süratli bir hareketle Özi ve Kılburun kalelerini ele geçirirken, HekimoÄŸlu Ali PaÅŸa ise Banyaluka’yı kuÅŸatan Avusturya kuvvetlerine büyük bir darbe indirdi. Yapılan savaÅŸta Avusturya kuvvetlerinin asker zayiatı 60 bin idi. HekimoÄŸlu Ali PaÅŸanın bu zaferi İstanbul’da büyük bir sevince sebep oldu. Bu zaferler üzerine Avusturya ve Rusya barış istemek zorunda kaldı.

Nihayet, 18 Eylül 1739 tarihinde, Avusturya ve Rusya ile Belgrad AntlaÅŸması imzalandı. Avusturya Devleti ile yirmi yedi yıllık, Rusya ile süresiz olan antlaÅŸmaya göre, Belgrad, Osmanlı Devletine kaldı. Avusturya ile Tuna ve Sava nehirleri tabii hudut kesildi. Ruslar, Azak Denizi ve Karadeniz’de donanma bulundurmayacaktı. Kazaklar Osmanlı topraklarına, Kırım Hanlığı da Rusya’ya akın etmeyeceklerdi.

Rusya ve Avusturya devletleriyle antlaşmalar sağlayan Birinci Mahmut Han, yeniden İran üzerine döndü. Nadir Şah ise bu vaziyet karşısında Osmanlılarla baş edemeyeceğini anlayınca, Kasr-ı Şirin Antlaşması maddeleri üzerinden yeniden antlaşma teklifinde bulundu ve bu istek kabul edildi (1746).

Böylece 1739 Belgrad AntlaÅŸmasıyla batı ve kuzey, 1746 Osmanlı-AvÅŸar AntlaÅŸmasıyla da doÄŸu hudutlarını emniyet altına alan Birinci Mahmut Hana, muharebelerdeki muzafferiyet üzerine Gazi unvanı verildi. Mahmut Han bundan sonra ülkede pek çok imar faaliyetlerinde bulunup, ilim, kültür, sanat sahalarında çok kıymetli eserler yaptırdı. Kağıthane civarındaki Bahçeköy ile Balaban köyleri arasında geçen iki çayın sularını toplayan Topuzlu Bendini yaptırdı. Burada toplanan sular, Taksim’deki depodan, Tophane’deki Meydan ÇeÅŸmesi ile Azapkapı’da Saliha Sultan ÇeÅŸmesi ve BeÅŸiktaÅŸ, Galata, KasımpaÅŸa, Tepebaşı semtlerinin çeÅŸitli yerlerindeki kırk kadar çeÅŸmeye su verildi. Ahali bol ve tatlı suya kavuÅŸturuldu. Pek çok saray, kasır inÅŸa ve tamir ettirildi. BeÅŸiktaÅŸ Sarayının bir çok kısımlarını ve Bayıldım Kasrını yeniden yaptırdı. YuÅŸa Tepesi civarındaki Tokat Köşkünü donatıp, Hümayun-abad, Kandilli Sarayını imar ettirerek Nevabad isimleri verildi. Kanlıca’da Mihr-abad Kasrını yaptırdı. İstanbul’da Ayasofya Camii içine, Fatih Camii yakınında ve Galatasaray’da olmak üzere üç, Belgrad’da bir kütüphane yaptırdı. Ayasofya Camii Kütüphanesine sarayın hazine odasından pek nefis, kıymetli, nadide kitaplar gönderdiÄŸi gibi, devrin devlet adamları da hediyelerde bulunarak dört bin cilt nadide kitap toplandı. Ayasofya Kütüphanesine İslam aleminin en meÅŸhur hattatlarından Ya’kut-ı Musta’sımi, Åžeyh Hamdullah ve Hafız Osman hatlarıyla Mushaflar ve hazret-i Osman ve hazret-i Ali’ye ait olduÄŸu söylenen iki Kur’an-ı kerim de kondu. Kütüphanenin masrafını karşılamak için de CaÄŸaloÄŸlu’nda çifte hamamı yaptırıp, gelirini vakfetti. Ayasofya’ya bitiÅŸik aÅŸevi yaptırıp, huzurunda tertiplenen merasimle açıldı. Galatasaray ocağında yaptırmış olduÄŸu kütüphaneye, saraydan kitaplar gönderip, açılış merasiminde, kütüphanenin iki tarafına yaptırılmış olan çeÅŸmelerin hazinelerine ÅŸekerli ÅŸerbet doldurulup, halka ikram edildi. Nuruosmaniye Camiinin yapımını baÅŸlattıysa da, vefatından bir yıl sonra tamamlanabildi. BeÅŸiktaÅŸ’da Arap İskelesi Camii, Rumeli Hisarı’nda İskele Camii, Üsküdar’da Sultan Mahmut Camii ve Kandilli, Defterdarkapısı, Tulumbacılar odası, Yalıköşkü, Yıldıztepe mescidlerini yaptırdı.

Birinci Mahmut Han devrinde, ilim kültür ve sanat faaliyetleri arttı. İkinci defa matbaa açıldı. Matbaa ve hattatların artan kağıt ihtiyaçlarının karşılanması için Yalova’da kağıt fabrikası kuruldu.

Ülke içinde ve dışında Osmanlı Devletine azamet devri yaÅŸatan Birinci Mahmut Han, 13 Aralık 1754 tarihinde Cuma selamlığı yapıp, Cuma namazını kıldıktan sonra vefat etti. İstanbul’da Yeni Camii yanındaki Turhan Sultan türbesine defnedildi. Çok zeki, anlayışlı, hamiyetli, lütufkar ve merhametli idi. Askeri ıslahat taraftarıydı. Askeri kitaplar yayınlattı. Lütuf ve merhameti çok olduÄŸundan, devrindeki İstanbul yangın ve zelzelesinde zarar görenlerin ıstırabına samimiyetle ortak olup, yanan, yıkılan yerlerin yeniden yapılması için çok yardım etti. Devlet adamları ile memurları kontrol ettirdi. Faaliyetleri ciddiyetle takip ettirip, zamanın ve memleketin durumuna göre icraatlarda bulunurdu. İlim, sanat, edebiyat meclislerindeki sohbetlere katılır ve Sebkati mahlasıyla ÅŸiirler yazardı.
Web Master Nail GÖK . http://www.forum112.com @ 2006 - 2010
Resim
Kullanıcı avatarı
vefakardost
ORTAK
ORTAK
 
Mesajlar: 2207
Kayıt: 16/11/2006, 23:15
Konum: MANİSA

Mesajgönderen Ertan tarih 19/2/2007, 17:30

paylaşım için saol
<= £®o => İhtiyaç DuyduÄŸunuz Her An Yanınızda... <= £®o => üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
Ertan
BÖLÜM YETKİLİSİ
BÖLÜM YETKİLİSİ
 
Mesajlar: 643
Kayıt: 10/2/2007, 19:38
Konum: Forum112


Dön Tarih

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir