Osmanlı Sultanlarının Hayatları - Abdülhamit Han I

Osmanlı tarihi, Türk tarihi, tarihimiz hakkındaki paylaşımlar..

Osmanlı Sultanlarının Hayatları - Abdülhamit Han I

Mesajgönderen vefakardost tarih 4/2/2007, 13:54

Abdülhamit Han I
Osmanlı padiÅŸahlarının yirmi yedincisi ve İslam halifelerinin doksan ikincisi. Sultan Üçüncü Ahmet’in oÄŸludur. Annesi Rabia Hatun’dur. 20 Mart 1725 günü Topkapı Sarayında (Saray-ı Cedid) doÄŸmuÅŸ ve Ocak 1774 tarihinde aÄŸabeyi Sultan Üçüncü Mustafa’dan sonra padiÅŸah olmuÅŸtur.
Birinci Abdülhamit Han, tahta çıktığı zaman devlet buhran içerisindeydi. Tahta çıkışından evvel baÅŸlamış olan Rus Harbi devam ediyor ve bir çok eyalette de isyanlar baÅŸ göstermiÅŸ bulunuyordu. Mali sıkıntı da mevcuttu. Birinci Abdülhamit Han bu güçlükleri baÅŸarıyla yenecek kudrette bir padiÅŸahtı. Saltanatı müddetince bu zorluklarla mücadele etti. İyi niyetli, gayretli bir insandı. Rus Harbine devam kararı verdi. Çünkü düşmana karşı hiç olmazsa bir muharebe kazanarak sulh yapmak istiyordu. Fakat Osmanlı ordusu Kozluca’da yenilmiÅŸ ve Serdar Muhsinzade Mehmet PaÅŸa'nın yanında ancak 1200 kiÅŸi kalmış diÄŸerleri dağılmıştı. Bu vaziyette Rusya’nın sulh ÅŸartlarını kabul etmekten baÅŸka çare yoktu. Türk temsilcileri Ahmet Resmi ve İbrahim Münib efendilerle Rus temsilcisi Prens Repnin arasında 21 Temmuz 1774’de Küçük Kaynarca AntlaÅŸması yapıldı. Bu antlaÅŸmaya göre Kırım, Kuban ve Bucak yalnız dini bakımdan halifeye baÄŸlı olmak üzere müstakil oluyor; Yenikale, Kerç, Azak, Kılburun kaleleri Rusya’ya geçiyordu. Eflak, BoÄŸdan ve Cezayir-i Bahr-i Sefid sahili gibi savaÅŸta Ruslar tarafından iÅŸgale uÄŸramış yerler ise Osmanlı Devleti'ne geri veriliyordu.

Kaynarca AntlaÅŸmasının ağırlığını arttıran en önemli maddesi, Rusların Türk topraklarındaki Ortodokslar üzerinde bir çeÅŸit himaye hakkı iddiasında bulunabilecek tarzda hazırlanmış olanıdır. AntlaÅŸmadan hemen sonra Avusturya, Osmanlı Devletinin zafiyetinden faydalanarak BoÄŸdan BeyliÄŸine baÄŸlı Bukoniva’yı iÅŸgal etti (1775).

Saltanatının başında böyle kahredici bir durumu kabul ile barışı sağlayabilen Birinci Abdülhamid, savaş zamanında devletin çeşitli bölgelerinde çıkmış isyanları bastırmak ve askeri sahada ıslahatta bulunmak durumundaydı. İsyanları bastırmak üzere Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa ve ıslahat yapmak için de sadrazam Halil hamit Paşa görevlendirildiler.

Kapıkulu’nun bazı ocaklarının ıslahı için Fransa’dan mühendisler getirtilmiÅŸ, Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Devlet Kara Mühendishanesi) kurulmuÅŸ, yüzüstü bırakılan metruk haldeki İbrahim Müteferrika matbaası tekrar açılmıştır. Birinci Abdülhamit devrinde yapılan hayırlı iÅŸlerden birisi de, yerli malı kullanılmasının mecburi hale getirilmesidir.

DiÄŸer taraftan Anadolu’da çeÅŸitli karışıklıklar çıkmıştı. Her vilayette bir asi hüküm sürüyordu. Hele kapısız levent denilen binlerce asi Anadolu’yu yakıp yıkıyordu. Åžam ve Mısır’da isyanlar baÅŸgöstermiÅŸ, İranlılar, Osmanlı topraklarına saldırarak pek çok yeri kendi topraklarına katmışlardı. Hicaz’da ayaklanmalar birbirini takib etmiÅŸti.

Küçük Kaynarca AntlaÅŸmasıyla, Osmanlılarla Ruslar arasında tam bir sulh temin edilememiÅŸ, yalnız bir çeÅŸit mütareke hasıl olmuÅŸtu. Bu antlaÅŸma her iki tarafı da tatmin etmemiÅŸti. Osmanlılar olsun, Ruslar olsun Kırım üzerinde daha çok hakka sahip olmak istiyorlardı. Nitekim Kırım’da bağımsızlık ilan edildiÄŸinde Devlet Giray Han, Babıali ile eski baÄŸlılığın korunmasına taraftardı. Bunun üzerine Ruslar, asker sevkedip kendi adamlarından Åžahin Giray’ı, han seçtirmiÅŸlerdi. Böylece Kırım Hanının tayininde çıkan anlaÅŸmazlık, iki devleti yeni bir savaÅŸa götürürken, Fransızların yardımıyla Haliç Aynalıkavak Kasrında 10 Mart 1779’da bir antlaÅŸma imzalanmıştır. Küçük Kaynarca AntlaÅŸmasının bazı maddeleriyle ilgili olan bu antlaÅŸma Aynalıkavak Tenkihnamesi adıyla anılır. Tenkihnameye göre, Kırım bağımsız kalacak ve Ruslar buradan askerlerini çekecek; buna karşılık, Osmanlılar da Åžahin Giray’ın hanlığını kabul edeceklerdi. Kafkaslardan güneye kadar Rus hakimiyetinin artmasını Osmanlı Devleti için büyük tehlike olarak gören Birinci Abdülhamit Han ve devlet adamları, Kafkasya’nın bazı bölgelerini Türk nüfuzu altına almayı tasarladılar. Bu sebeple SoÄŸucak ve Anapa kalelerini tahkim ettiler. Buradaki Çerkez kabilelerini itaat altına almaya çalıştılar.

Åžuursuz olarak Rus taraftarlığı yapan Åžahin Giray aleyhinde Kırım’da isyan çıkınca, Ruslar buraya hemen asker gönderdiler. Binlerce Müslümanı ÅŸehid ettikten sonra yine Kırım’ı Åžahin Giray’a bırakarak geri çekildiler. Daha sonra yeni bir bahaneyle tekrar Kırım’a girerek memleketi Rusya’ya baÄŸladılar (1784). Bunun üzerine, tekrar bir Osmanlı-Rus Savaşı tehlikesi doÄŸdu. Osmanlı Ordusu harbe hazır deÄŸildi. Bu sebepten Sultan Abdülhamit Han antlaÅŸmayı bozmak istemedi. Rusya ile birkaç yıl gerginlikten sonra Koca Yusuf PaÅŸa sadrazam oldu. Aslında 1781’de Rusya, Avusturya ile beraber bir tasarı hazırlamış ve bu tasarıya göre de Osmanlı Devletini taksime karar vermiÅŸlerdi. Yeni Sadrazam, Rusya ile mutlaka savaÅŸmak istiyordu. İkinci Katerina’nın gösteri yaparak Kırım’ı ziyaret etmesine ve Avusturya İmparatoru ile görüşme yapmasına Babıali artık tahammül edemiyordu. Rus elçisi Sadarete çaÄŸrılarak Kırım’ın iadesi istendi. Elçinin uygun cevap vermemesi üzerine Rusya’ya savaÅŸ ilan edildi. Rusların idaresi altındaki Kılburun Kalesine hücum ile 1786-1792 Osmanlı-Rus Savaşı baÅŸlamış oldu. Avusturyalılar da savaÅŸ açmadan Belgrad ve Sırbistan’a taarruz ettilerse de bir sonuç alamadılar. Bu vaziyet karşısında yalnız Ruslarla baÅŸa çıkamazken, iki düşmanla birden karşılaşılıyordu.

Serdar-ı Ekrem Sadrazam Koca Yusuf PaÅŸa, önce Avusturya derdini halletmek istedi. Avusturya İmparatoru İkinci Josef’in saldırılarını önledikten sonra sınır aşılarak düşman kendi topraklarında ağır yenilgiye uÄŸratıldı. İkinci Josef güç bela kaçabildi. Fakat Rus cephesindeki savaÅŸ aleyhte geliÅŸiyordu. Kısmi baÅŸarılar Özi Kalesini kurtarmaya yetmedi. Özi Kalesi, Ruslar tarafından alınınca, tarihin en büyük mezalimine uÄŸradı. Masum ve günahsız çocuklar, genç ve ihtiyar kadınlar dahil, 30 bin civarında insan vahÅŸice öldürüldü.

Sadrazam, Özi Kalesinin düştüğünü bildiren ve yapılan mezalimleri dile getiren telhisi okurken, padişah, kederinden felç olup çok geçmeden vefat etti (28 Mart 1789).

Birinci Abdülhamit Han, devlet iÅŸleriyle yakından ilgilenir, her konuda düşüncelerini dikte ederek vezirlere bildirirdi. Saltanatı boyunca hep liyakatlı sadrazam, ehil adam aramış ve onlara yetki verip ıslahatların yapılmasına uÄŸraÅŸmıştır. Halil hamit PaÅŸa, sadrazamlarının en deÄŸerlisidir. Abdülhamid Han, halka karşı merhametli ve çok dindar bir padiÅŸahtı. Halk arasında kerameti dahi yaygındı. OÄŸullarından ikisi, Dördüncü Mustafa ve İkinci Mahmut, padiÅŸah olmuÅŸlardır. Birinci Abdülhamit Han, Eminönü Bahçekapı’daki imaretin karşısındaki türbede yatmaktadır. Bu türbede, Yeni Cami tarafındaki duvardaki dolapta Resul aleyhisselamın mübarek ayaklarının izleri bulunan taÅŸ vardır.

Sultan Birinci Abdülhamid Hanın, Beylerbeyi’nde bir cami ve mektep, Bahçekapı’da bir sebil, bir imaret, bir kütüphane ve bir türbe (Åžimdi bunların yerinde Dördüncü Vakıf Han vardır.) Emirgan’da bir cami ile çeÅŸme ve Medine’de yaptırdığı bir medrese baÅŸlıca eserleridir.
Web Master Nail GÖK . http://www.forum112.com @ 2006 - 2010
Resim
Kullanıcı avatarı
vefakardost
ORTAK
ORTAK
 
Mesajlar: 2207
Kayıt: 16/11/2006, 23:15
Konum: MANİSA

Mesajgönderen Ertan tarih 19/2/2007, 17:29

paylaşım için saol
<= £®o => İhtiyaç DuyduÄŸunuz Her An Yanınızda... <= £®o => üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
Ertan
BÖLÜM YETKİLİSİ
BÖLÜM YETKİLİSİ
 
Mesajlar: 643
Kayıt: 10/2/2007, 19:38
Konum: Forum112


Dön Tarih

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir