Sağlık sorunları değerlendirilirken aşağıdaki temel kriterler göz önüne alınmalıdır: (1) sağlık sorununun tipi, (2) insidansı, (3) önemi, (4) ortaya çıkma süresi ve (5) maruziyet sonrası ortaya çıkış ihtimali. Bu kriterlere göre değerlendirildiğinde su kaynaklı mikrobiyolojik ve kimyasal risklerin birbirinden çok farklı olduğu ve mikrobiyal risklerin öneminin 1.000-100.000 kez daha fazla olduğu hesaplanmıştır. Bu nedenle suların dezenfeksiyonu vazgeçilmez bir ihtiyaçtır (33).
Suların klorlanmadığı veya dezenfeksiyonun tam olmadığı Latin Amerika ülkelerinde 1991 yılının Ocak ayında ortaya çıkan kolera salgını 1997 yılına kadar 1.3 milyon kişinin hastalanmasına ve bunlardan 12 bininin ölmesine neden olmuştur (34, 35).
DSÖ?ne göre içme sularının klorlanması işleminin yaygınlaşması halk sağlığı alanındaki en önemli gelişmelerden birisidir ve halen mevcut alternatifleri arasında en güvenilir dezenfeksiyon yöntemidir (36).
Klor kullanımına karşı çıkanların en çok üzerinde durduğu dezenfeksiyon yan ürünleri, klorlama dışında diğer dezenfektan ve oksidanların kullanımı sırasında da meydana gelir (ozon, klor dioksit gibi). Birçok dezenfeksiyon yan ürününün insan üzerindeki sağlık etkileri bilinmemekte, bir kısmının da epidemiyolojik olarak desteklenmemekle birlikte teorik olarak kansere neden olabileceği vurgulanmaktadır. Bu nedenle dezenfeksiyon yan ürünlerinin sağlık üzerine etkilerini ortaya koyabilmek için geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır, bu sayede dezenfeksiyon yan ürünleri konusunda yapılması gereken düzenlemeler bilimsel temele dayandırılabilecektir. Bunların ötesinde dezenfeksiyon yan ürünleri konusunda yapılan veya yapılacak düzenlemeler, hiçbir zaman su kaynaklı patojenlerin öldürülmesi veya etkisiz hale getirilmesi temel prensibine zarar vermemelidir.
KAYNAK: OĞUR R, TEKBAŞ ÖF, HASDE M. KLORLAMA REHBERİ (İÇME VE KULLANMA SULARININ KLORLANMASI). Ankara, 2005. ISBN: 1302-0471


