CUMHURİYET DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNİN GELİŞİMİ

Sağlıkla ilgili ders notlarını, makaleleri ve tezleri bu bölümde sunmaktayız.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNİN GELİŞİMİ

Mesajgönderen vefakardost tarih 2/4/2007, 22:15

Sağlık Bakanlığı 3 Mayıs 1920 tarihinde 3 Sayılı Kanun ile kurulmuş olup, ilk Sağlık Bakanı Dr.Adnan ADIVAR'dır. Sağlıkla ilgili düzenli hiçbir kayıdın olmadığı bu dönem, sağlık mevzuatı geliştirmek, cepheden gelen yaralıları tedavi etmek, iç ve dış göçmeni yerleştirmekle geçmiştir.

Dr.Adnan ADIVAR, Ankara Vilayet Konağı'nda göreve başladığında, elde mevcut kayıt ve bilgi bulunmamaktaymış. Görev yapmakta olan hekimlerin isimleri telgrafla istenerek, İstanbul Hükümeti'nin kanun ve nizamnameleri temin edilmiş, ayrıca Bakanlık usul ve kadroları tertip edilmiştir. Buna göre; merkezde Hıfzıssıhha Dairesi, Sicil Dairesi, Muhasebe ve Evrak Kalemi kurulmuş, taşrada ise eski Sağlık Müdürleri, Hükümet Belediye ve Karantina Tabiplikleri ile Küçük Sıhhiye Memurlukları aynen muhafaza edilmiştir. Teftiş Kadrosu 3 Müfettişe çıkarılmış, Kuduz Tedavi Müessesesi, Aşıhane, Bakteriyolojihane kurulmuştur. Sağlık Bakanlığı kurulduğu 1920 yılında Bakanlık, Ankara Hacıbayram semtine taşınmış, 10 Mart 1921'de Dr.Adnan ADIVAR'ın ayrılması ile Sağlık Bakanlığı görevine, daha sonra bu görevi aralıklı toplam 15 yıl yapacak olan Dr.Refik SAYDAM atanmıştır. 4 Temmuz 1922'de bu gün de Bakanlık Binası olarak hizmet vermekte olan Sıhhıye'deki bina inşaatı başlatılmıştır.Bu günkü Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının temeli, 1930 yılında kanunlaşan 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 1936 yılında kanunlaşan 3017 Sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Teşkilat ve Memurin Kanunu ile atılmış olup, daha sonra çıkan ekleme ve değişikliklerle bu güne kadar yürütülmüş ve yürütülmektedir.

Dr. Refik Saydam 1937 yılına kadar süren Bakanlığı süresince, ülkemizin sağlık hizmetlerinin kuruluşunda ve gelişmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Dr.Refik SAYDAM'ın bakanlığı döneminde; 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu (1930), Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Teşkilat ve Memurin Kanunu (1936), 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun (1928) gibi halen yürürlükte olan kanunlar çıkarılmıştır. Sağlık hizmetlerinin plan ve programı ile yönetiminin tek elden yürütülmesi ve koruyucu hekimliğin devlet görevi, tedavi edici hekimliğin ise yerel yönetimlerin hizmeti olması gerektiği ana prensibini savunan Dr. Saydam, 1946 yılına kadar, bir yandan sağlık insangücü ihtiyacını karşılmak üzere Tıp Fakültesi mezunlarına mecburi hizmet uygulaması, yatılı tıp talebe yurtları gibi uygulamaları yürürlüğe sokarken, diğer taraftan sıtma, frengi, trahom, verem, cüzzam gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadele programları başlatmıştır. Yapılan kanuni düzenlemelerle; koruyucu hekimlik kavramı getirilmiş, yerel yönetimlerin hastane açmaları teşvik edilmiştir.

Dolayısıyla 1923-1946 yılları arasında ağırlıkla Bakanlığın koruyucu hizmetlere öncelik vermesi hedeflenmiş, tedavi edici hizmetler yerel yönetimlere bırakılmış, her ilçede hükümet tabibliği kurulmuş, o gün için sağlık sorunu olan konularda dikey yapılanma olarak tanımlanan verem-sıtma-frengi-trahom-cüzzam gibi bulaşıcı hastalıklara yönelik programlar yürütülmüştür. Aynı dönemde dünya pratiğine bakıldığında da tek amaçlı, sağlık yapılanmasına uygun düzenlemelerin ağırlıklı olduğu görülmektedir.

1946 yılında Sağlık Bakanlığı'na atanan Dr.Behçet UZ, Milli Sağlık Politikası çalışmaları yapmış, nüfusa düşen yatak sayısının arttırılması gereği üzerine oturttuğu politikasında, yaklaşık 40.000 nüfusa 10 yataklı Sağlık Merkezleri kurarak koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin birarada verilmesini sağlamıştır. Özetle, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyada, koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin entegre verilişi genel anlayışına paralel olarak, ülkemizde de nüfus esaslı entegre sağlık hizmeti vermek üzere sağlık merkezleri kurulmuş, hastanecilik hizmetleri sağlık hizmetlerinin özelliğinden ve sağlık personelinin hizmet sunumundaki öneminden dolayı yerel yönetimlerden alınarak Sağlık Bakanlığı'na verilmiş, tüm bunlara ek olarak sigortacılık hizmetlerinin sağlanması için SSK kurularak sağlık yapılanmasına gitmesine ve işletmesine yetki verilmiştir.

1960 yılından sonra sağlık sektöründe iki önemli düzenleme getirilmiş olup, bunlar; "224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkındaki Kanun" ile " 554 sayılı Nüfus Planlaması Hakkındaki Kanun" lardır. 1961 yılında çıkarılan 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkındaki Kanun'la; nüfusa dayalı, yaygın, sürekli, entegre, kademeli, il içinde bütün ve katılımlı sağlık hizmeti ilkeleri çerçevesinde, sağlık evleri-sağlık ocakları-ilçe ve il hastaneleri şeklinde bir yapılanmaya gidilmiştir. Uygulama 1963 yılında Muş İli'nden başlatılarak 1984 yılına kadar tüm illerde kademeli olarak yaygınlaştırılmıştır. Uygulama prensipleri, 1978 yılında Alma Ata'da bütün dünya ülkeleri tarafından kabul edilen temel sağlık hizmetleri ilkeleri ile özde aynıdır.


* Tıp Doktoru, Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı ve Bilim Doktoru, Tepe Teknolojik Servisler A.Ş.
Genel Müdür Danışmanı.

** Konsept Dergisi Sağlık Sayısı, Meteksan Bilişim Grubu Yayını, 2004/1, Sayı: 5, s:38-41, Ankara, 2004'de yayınlanmıştır.

Ülkemizde 1980'li yılların sonlarında başlayan, "Sağlık Reformu" çalışmaları halen tartışma aşamasında olarak sürmektedir. Stratejileri, 1989 yılında DPT için yürütülen Sağlık Sektörü Master Plan Etüdü çerçevesinde belirlenmiştir. Master Plan Etüdü, "Sağlık Reformu" için dört ana strateji seçeneğini ortaya koymuştur:
1. Mevcut Statü'nün İyileştirilmesi,
2. Serbest Pazar Stratejisi,
3. Ulusal Sağlık Hizmetleri Stratejisi,
4. Uzlaştırma Seçeneği.


Bu stratejiler arasından DPT tarafından benimsenen Uzlaştırma seçeneğinin ana özellikleri; hizmeti satın alanın ve sunanın ayrılması, Sağlık Bakanlığının rolünün değişmesi, hizmetlerin sözleşme yoluyla tedariki için yerel bütçelerin bulunması, hizmet ihtiyaçlarının karşılanması için yerel planlama yapılmasıdır.

Master Plan Etüdünü izleyen yaklaşık onbeş yıllık sürede, sağlık sisteminin bütününe yönelik reformların uygulanabilmesi için, Sağlık Bakanlığı tarafından, 49. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nden bu yana (halen 59. Hükümet'e kadar süren), değişik Hükümetler döneminde, değişik versiyonlar biçiminde üretilen yasa tasarıları kamuoyunda tartışılmıştır. Bu süreçte, "Sağlık Reformu" konu başlıkları aşağıda sıralanan ana bileşenlerde yoğunlaşmış bulunmaktadır:
1. Sağlık Finansmanı Reformu ile mevcut sağlık sigorta programları kapsamında olmayan kişilerden başlayarak Genel Sağlık Sigortası'nın kurulması ve sağlık hizmetleri finansmanında SSK, Emekli Sandığı, Bağ Kur gibi kurumların tek çatı altında toplanması,
2. Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Reformu ile hizmete erişilebilirliği ve kaliteyi artıracak bir aile hekimliği sisteminin oluşturulması,
3. Hastane ve Sağlık İşletmeleri Reformu ile yataklı tedavi kurumlarının özerk sağlık işletmelerine dönüştürülmesi,
4. Organizasyon ve Yönetim Reformu ile Sağlık Bakanlığı'nın, kurallar tanımlayarak hizmet sunumunu düzenlemesi, denetlemesi, gözetlemesi, koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik vermesi şeklindeki yeni rolünü üstlenmesi.

Ülkemizde 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında 13.6 milyon olan nüfusumuz,1935 yılında 16, 1945 yılında 19, 1955 yılında 23, 1965 yılında 31, 1975 yılında 41, 1985 yılında 51, 1995 yılında 61, 2000 yılında 67.8 milyon olmuş, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise 2004 yılında 71.7 milyon olacaktır.

Yıllık nüfus artış hızımız, yüzde olarak, 1935 yılında 2.1, 1945 yılında 10.6, 1955 yılında 27.8, 1965 yılında 24.6, 1975 yılında 2.2, 1985 yılında 2.4, 1995 yılında 1.8, 2000 yılında ise 1.5 olarak seyretmiş, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre 2004 yılında da 1.35 olacaktır.

1950 yılında nüfusumuzun yüzde 38.3'ü 0-14 yaş grubunda yüzde 3.3'ü 65 yaş üstünde iken, 2000 yılında ise nüfusumuzun yüzde 30.4'ü 0-14 yaş grubunda yüzde 5.5'i 65 yaş üstünde olarak gerçekleşmiştir. Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre; nüfusumuzun yüzde 29.2'si 0-14 yaş grubunda yüzde 5.7'si ise 65 yaş üstündedir.

DİE tarafından yapılan projeksiyonlar nüfusumuzun, 2025 yılında da 90 milyon olacağını göstermektedir. Yine aynı projeksiyonlar, nüfus artışımızın özellikle kentsel alanlarda gerçekleşeceğini ve bugün yüzde 66 olan şehir nüfusu yüzdemizin, 2025 yılında ise yüzde 70 olacağını ifade etmektedir. Bu projeksiyonlar nüfusumuzun giderek yaşlanmaya başladığını, 2025 yılında 0-14 yaş grubu nüfusumuzun yüzde 22.9, 65 yaş üstü nüfusumuzun da yüzde 9'a ulaşacağını göstermektedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP) 2015 yılı projeksiyonlarına göre de, nüfusumuz 80 milyon olacak, kentsel nüfusumuz yüzde 84.5, 65 yaş üstü nüfusumuz ise yüzde 7.2 olarak gerçekleşecektir.

Kaba Doğum Hızı; binde olarak, 1950-1955 yıllarında 48.2, 1960-1965 yıllarında 42.9, 1970-1975 yıllarında 34.5, 1980-1985 yıllarında 31.2, 1985-1990 yıllarında 30 olarak gerçekleşirken, 2000 yılında 21.8 olmuş, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise 20.6 olacaktır.

Kaba Ölüm Hızı; binde olarak, 1950-1955 yıllarında 23.5, 1960-1965 yıllarında 16.4, 1970-1975 yıllarında 11.6, 1980-1985 yıllarında 9.4, 1985-1990 yıllarında ise 8.4 olarak gerçekleşirken, 2000 yılında 7.1 olmuş, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise yine 7.1 olacaktır.

Toplam Doğurganlık Hızı; 1950-1955 yıllarında 6.8, 1960-1965 yıllarında 6.1, 1970-1975 yıllarında 5.0, 1980-1985 yıllarında binde 4.1, 1985-1990 yıllarında binde 3.7 olarak gerçekleşirken, 2000 yılında 2.5 olmuş, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise 2.4 olacaktır.

Bebek Ölüm Hızı; binde olarak, 1950-1955 yıllarında 233, 1960-1965 yıllarında 176, 1970-1975 yıllarında 138, 1980-1985 yıllarında 102, 1985-1990 yıllarında 81 olarak gerçekleşirken, 2000 yılında 40.6 olmuş, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise 37.4 olacaktır.

Doğumda Beklenen Yaşam Süresi ortalama olarak; 1950-1955 yıllarında 43.6 yıl, 1960-1965 yıllarında 52.1 yıl, 1970-1975 yıllarında 57.9 yıl, 1980-1985 yıllarında 62.3 yıl, 1985-1990 yıllarında 64.2 yıl olarak olarak gerçekleşirken, 2000 yılında 68.3 olmuş, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise 68.8 olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü, doğuşta hayatta kalma ümidinin, 2025 yılında 75 yaşa yükseleceğini belirtmektedir.

1923 yılında, ülkemizde;
Hükümet, Belediye ve Karantina Tabiplikleri ile Küçük Sıhhiye Memurlukları ile,
86 Yataklı Tedavi Kurumu, 6.437 hasta yatağı,
554 hekim, 69 eczacı, 4 hemşire, 560 sağlık memuru, 136 ebe hizmet vermekte iken,
Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'nda bu sayılar,
1.349 Yataklı Tedavi Kurumu, 185.848 hasta yatağı, 93.200 hekim, 24.015 eczacı, 80.900 hemşire'ye ulaşmıştır. Bu sayılara ek olarak, Sağlık Bakanlığı'na bağlı; 6.351 Sağlık Ocağı, 11.837 Sağlık Evi, 293 Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi, 272 Verem Savaş Dispanseri de hizmet vermektedir.

Ülkemizdeki yataklı tedavi kurumlarının Cumhuriyet dönemi gelişimine baktığımızda (1990 yılından itibaren MSB verileri dahildir);
1923 yılında; kurum sayısının 86, hasta yatağının 6.437, bir yatağa düşen nüfusun 1.920,
1925 yılında; kurum sayısının 167, hasta yatağının 9.561, bir yatağa düşen nüfusun 1.360,
1930 yılında; kurum sayısının 182, hasta yatağının 11.398, bir yatağa düşen nüfusun 1.260,
1940 yılında; kurum sayısının 198, hasta yatağının 14.383, bir yatağa düşen nüfusun 1.240,
1950 yılında; kurum sayısının 301, hasta yatağının 18.837, bir yatağa düşen nüfusun 1.100,
1960 yılında; kurum sayısının 566, hasta yatağının 45.807, bir yatağa düşen nüfusun 600,
1970 yılında; kurum sayısının 746, hasta yatağının 71.876, bir yatağa düşen nüfusun 490,
1980 yılında; kurum sayısının 827, hasta yatağının 99.117, bir yatağa düşen nüfusun 451,
1990 yılında; kurum sayısının 899, hasta yatağının 136.638, bir yatağa düşen nüfusun 416,
2000 yılında; kurum sayısının 1.220, hasta yatağının 170.000, bir yatağa düşen nüfusun 386,
Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise; kurum sayısının 1.349, hasta yatağının 185.848, bir yatağa düşen nüfusun 383'e ulaştığı görülmektedir.

Buna göre, günümüzde, ülkemizde, hastanelerin sayısal olarak yüzde dağılımında; 60.7'sinin Sağlık Bakanlığı, 17.9'unun özel, 10.9'unun SSK, 3.1'inin Milli Savunma Bakanlığı, 3.6'sının Üniversitelere aitt olduğu görülmektedir. Hasta yataklarında yüzde dağılımının ise; toplam 185.848 hasta yatağında; 49'un Sağlık Bakanlığı, 18'in SSK, 14.3'ün Üniversitelerin, 8.5'in Milli Savunma Bakanlığı, 6.6'nın da özel hastanelere ait olduğu ortaya çıkmaktadır.

Cumhuriyetimiz döneminde, onar yıllık dönemler halinde, hekim ve hemşirelerin sayısal gelişimine baktığımızda;
1923 yılında; 554 hekim, 4 hemşire görev yaptığı, bir hekime 19.860 kişi,
1930 yılında; 1.182 hekim, 202 hemşire görev yaptığı, bir hekime 12.220 kişi,
1940 yılında; 2.387 hekim, 405 hemşire görev yaptığı, bir hekime 7.420 kişi,
1950 yılında; 6.895 hekim, 737 hemşire görev yaptığı, bir hekime 3.020 kişi,
1960 yılında; 9.826 hekim, 2.420 hemşire görev yaptığı, bir hekime 2.800 kişi,
1970 yılında; 15.856 hekim, 8.796 hemşire görev yaptığı, bir hekime 2.220 kişi,
1990 yılında; 50.639 hekim, 43.374 hemşire görev yaptığı, bir hekime 889 kişi,
2000 yılında; 85.117 hekim, 71.600 hemşire görev yaptığı, bir hekime 796 kişi düştüğü,
Devlet Planlama Teşkilatı'nın 2004 Yılı Programı'na göre ise; 93.200 hekim, 80.900 hemşire bulunduğu ve bir hekime 765 kişi, bir hemşireye 881 kişi düştüğü görülmektedir.

Mali yıl bütçeleri ve Sağlık Bakanlığı'nın aldığı payların Cumhuriyet dönemi gelişimine baktığımızda;
1923 yılında; 137.333.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 2.21,
1925 yılında; 183.932.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 2.64,
1930 yılında; 222.646.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 2.02,
1940 yılında; 268.476.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 3.05,
1950 yılında; 1.487.208.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 4.08,
1960 yılında; 7.266.965.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 5.27,
1970 yılında; 28.860.265.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 3.08,
1980 yılında; 756.687.182.000 TL'lık bütçe içinde Sağlık Bakanlığı % 4.21,
2000 yılında; 46.843.000.000.000 TL'lık bütçede Sağlık Bakanlığı % 2.26'lık orana sahip iken,
2004 yılında; 159.258.366.000.000.000 TL'lık toplam konsolide bütçe içinde Sağlık Bakanlığı payının % 3.0'e ulaştığı görülmektedir.
Gelişmiş ülkelere göre,
¢ En az 10 yıl daha az yaşadığımız,
¢ Bebek ölümlerimizin, en az 6, Ana ölümlerimizin en az 8 kat daha fazla olduğu,
¢ Bir yıl içinde hekime en az iki kat daha az başvurduğumuz, ve dolayısıyla
¢ Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı 2003 yılı İnsani Kalkınma Endeksi sıralamasında, 175 ülke arasında, 96.'lığa düştüğümüz ülkemizde;
mevcut sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesinden çok, bu hizmetlerin yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yeniden yapılanmanın ana ilkesi; herkesin ihtiyacı oranında sağlık hizmetinden yararlanmasını sağlamak üzere, kamu ile özel sektör arasında sinerji oluşturan bir yaklaşım olmalıdır.

Zaten, sağlıkta değişim ihtiyacı, sadece ülkemizde yapılmakta olan tartışmalarla sınırlı değildir. Sağlıklı toplumun sağlıklı bireylerden oluşmasını talep eden değişim baskıları sonunda, her ülke kendi kaynakları ve öncelikleri doğrultusunda sistemlerini gözden geçirmektedir. Bu yeniden yapılanma çalışmasında dünyanın ortak ilkeleri; hizmetin nüfusun tamamını kapsaması, hizmet sunumunda çeşitlilik ve dolayısıyla hizmette yarış, tanımlanmış nüfus gruplarına ihtiyaçları oranında düzenli sürekli ve kontrollü hizmet, sağlık hizmetlerinin finansmanında kamu kontrolü, maliyet etkililik, harcanana değer olma, hizmeti alanların hizmetin yönetimine katılımı olarak sıralanabilir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından "Sağlıkta Yeniden Yapılanmada Ortak Kriterler Geliştirilmesi" amaçlı, 17-21 Haziran 1996'da Slovenya'da yapılan toplantıda ise, tüm Avrupa Bölgesi'ne üye ülkeler, sağlık hizmetlerinin; insana saygı, sağlık kazanımları, eşitlik/hakkaniyet gibi değerlere yönelmesi gerektiğini, sağlığı hedefleyerek, insan merkezli, kaliteye odaklı, gerçekçi bir finansmana dayanmasını, ve temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik olmasını öngören bir "Deklarasyonu" kabul etmişlerdir.

80 Yıllık Cumhuriyetimiz Dönemi'ndeki tüm olumlu gelişmelere ve ilerlemelere rağmen, gerek toplumun ihtiyaçlarındaki ve gerekse günümüz nüfus yapısı, teknoloji ve maliyet değişmelerine ayak uydurmaktaki sıkıntılardan kaynaklanan sağlık sektörünün içine düştüğü sorunlardan, bir plan içerisinde çıkmak, halkımızın daha yüksek bir sağlık düzeyine ulaşmasını sağlayacak çalışmalara katılımcılık anlayışı ile destek olmak, ülkemizin ikibinli yıllarda sağlıkta sorunlarının çözümü konusunda yol almaya katkı sağlayacaktır.


KAYNAKLAR
1. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı, Ülkemizin Sağlık Sorunları ve Çözüm Önerileri, Ankara, 1996.
2. Çelik,H., Eren,B., İzbudak,D., Köylüoğlu,C., Özsarı,S.H., Şimşek,N., Tamamlayıcı Sağlık Sigortası , İstanbul, 2003.
3. DPT, Sağlık Sektörü Master Planı Etüt Çalışması, Ankara, 1990.
4. DPT, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı: İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi; Temel Yapısal Değişim Projeleri Komite Raporları. Ankara, 1995.
5. DPT, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Öncesinde Sosyal Sektörlerde Gelişmeler 1996-2000, Ankara, 2000.
6. DPT, Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 2001 -2005, Ankara, 2000.
7. DPT, 2004 Yılı Programı, Ankara, Aralık 2003.
8. DPT, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Sağlık Hizmetlerinde Etkinlik, Sağlık Özel İhtisas Komisyonu Raporu, ss. 1-15, Ankara, 2001.
9. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Bölge Ofisi, Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü, Avrupa Sağlık Reformları, Ankara, 1998.
10. Özsarı, S.H. ,Cumhuriyet Dönemi Sağlık Politikaları ve Sağlıkta Yeniden Yapılanma, Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı-II "Cumhuriyet'in Kazanımları" 26-28 Ekim 1998 Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 2000.
11. Özsarı, S.H. , Bir Özel Sağlık Sigortacılık Kurumunda Kullanıcıların Özellikleri ve Risk Profili (1998-2002), Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara, 2003,
12. Sağlık Bakanlığı, Sağlık İstatistikleri 2002, Kasım 2003, Ankara
13. The Population of Turkey 1923-1994, Demographic Structure and Development, Ankara, 1995
14. UNDP, Human Development Report 2003, New York, 2003.
15. UNICEF, Dünya Çocuklarının Durumu 2004 . Ankara, Aralık 2003.
16. üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
17. üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
18. üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
19. üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
20. üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
21. üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.
Web Master Nail GÖK . http://www.forum112.com @ 2006 - 2010
Resim
Kullanıcı avatarı
vefakardost
ORTAK
ORTAK
 
Mesajlar: 2207
Kayıt: 16/11/2006, 23:15
Konum: MANİSA

Dön Ders notları, tezler ve makaleler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron