Bir toplumun gelişmesi ve ilerlemesi, o toplumu oluşturan bireylerin, zihin beden ve ruh bakımından sağlıklı olmalarına bağlıdır. Bu da bireyin doğduğu günden itibaren yeterli ve dengeli beslenmesi ve bakım gereksinimlerinin karşılanmasıyla olasıdır. Doğada yaşayan her memeli canlının sütü, kendi yavrusunun gelişimi için en ideal besin kaynağıdır. İnsan yavrusunun özellikle ilk aylarındaki besin gereksinimi ise onun için en ideal besin kaynağı olan anne sütüyle karşılanmalıdır (37). Son yıllarda besin endüstrisinin gelişmesiyle suni beslenmenin üstünlükleri göz ardı edilemez (1).
Emzirme, bebeklerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için en uygun, eşi bulunmaz bir beslenme yöntemidir ve anne ile bebeğin sağlığı üzerinde çok özel biyolojik ve duygusal bir etkiye sahiptir (20).
Emzirmenin çocuk sağlığı üzerindeki etkileri arasında; anne sütünün daima taze, hazır, steril ve sindirimi kolay bir besin olması, bebeği enfeksiyonlara karşı koruması, anne ile çocuk arasında yakın ilişkinin kurulması sayılmaktadır. Emzirme ile doğum sonu dönemde uterus kasılmalarının devamlılığı sağlanarak uterusun küçülmesi ve laktasyon periyodunun uzun sürmesi ve tekrarlaması durumunda meme kanseri insidansının düşük olması ana sağlığı üzerindeki olumlu etkileridir (1).
World Health Organization (WHO) ve United Nations Children’s Fund (UNICEF), her bebeÄŸin doÄŸumdan itibaren 4-6 aya kadar anne sütüyle beslenmesini bundan sonra da ek besinlerle birlikte olmak koÅŸuluyla en az 2 yaşına kadar anne sütüyle beslenmesini önermektedir (4). Buna raÄŸmen dünyada ve ülkemizde tek başına anne sütü verme süresi istenilen düzeyin altındadır. Türkiye 1998 Nüfus ve SaÄŸlık AraÅŸtırması sonuçlarına göre annelerimizin %95’i doÄŸumdan sonra bebeklerini emzirmeye baÅŸlamakta ve bebekler ortalama 12 ay süreyle emzirilmektedir. Ancak 4 ay süreyle yalnız anne sütü verme oranı % 2’dir. Emzirmeye baÅŸlama oranının yüksek ve ortalama emzirme süresinin uzunluÄŸu annelerimizin anne sütü verme konusunda istekli olduklarını göstermektedir. Emzirmenin bu kadar yaygın olduÄŸu bir toplumda tek başına anne sütü verme süresinin çok kısa oluÅŸ dikkat çekicidir (36). Bu durumun sık rastlanılan nedenleri annelerin sütlerinin yeterli olmadığına inanmaları veya emzirmede bazı güçlüklerle karşılaÅŸmalarıdır. Bazen de bu durum, annenin ev dışında çalışması ve iÅŸine devam ederken aynı zamanda nasıl emzireceÄŸini bilmemesinden kaynaklanmaktadır (4). Gerek yeni doÄŸanın anne sütünden saÄŸlıklı bir biçimde yararlanabilmesi ve gerekse annenin emzirme süresinde memeleri ile ilgili bir sorunla karşılaÅŸmaması için laktasyon periyodunda memelere özel bir bakım verilmesi ve emzirme tekniÄŸinin bilinmesi gerekmektedir (37). Tek başına anne sütü verme süresini 4-6 aya kadar uzatabilmek için uygulanmakta olan programların baÅŸarısı, ancak toplumun bebek beslenmesi hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını bilmek, saÄŸlık sistemi içindeki engelleri en aza indirmekle mümkündür (4).
1.1. Meme Yapısı
Memeler, sekretuvar özellikleri olan, ikinci altıncı kostalar seviyesinde iki yarım küre şeklinde yer alan organlardır. Meme kısmen salgı dokusu, kısmen destek ve yağ dokusundan oluşmuştur. Meme dokusu, 15-20 lobülden oluşmuş loblara ayrılır. Her bir lobda süt kanalları, meme ucuna doğru süt sinüsleri şeklinde devam eder. Memelerin dıştan gözlenen yapıları ise meme başı ile çevresindeki koyu renkli alan olan areoladır. Meme başı ve areolada yer alan küçük, kabarcık şeklindeki yapılara Montgomery Tüberkülleri denir. Montgomery tüberkülleri emzirme esnasında memenin bebeğin ağzından kaymadan emmesine yardımcı olur. Meme ucunda pek çok sinir ucu bulunduğu için çok hassas olup bu, sütün akışına yardım eden refleksler yönünden önemlidir (18,16,33).
1.2. Süt Oluşumu
Anne sütü hormonlar ve refleksler sonucu oluÅŸur. Gebelik süresince salgı bezleri süt yapımına hazırlanır. DoÄŸumdan sonra hormonal deÄŸiÅŸiklikler ile süt yapımı baÅŸlar. Anne bebeÄŸini emzirmeye baÅŸladığında ya da bebeÄŸini düşündüğünde oksitosin ve prolaktin hormonları faaliyete geçerek süt salgısı baÅŸlar (16). Prolaktin hormonu beynin hipofiz adı verilen bölgesinden salgılanır. Bu hormon memede süt oluÅŸumunu saÄŸlar. BebeÄŸin her emiÅŸinde meme başı sinir uçları uyarılır. Beyine sinirsel yolla iletilen mesajlar ile hipofiz bezinin ön kısmından prolaktin yapımı baÅŸlar. Kan dolaşımı ile prolaktin memeye ulaÅŸarak süt yapımını baÅŸlatır. Meme ucunun uyarılmasından baÅŸlayarak süt salgılanmasına kadar varan bu olay süt oluÅŸumu refleksi yada “prolaktin refleksi” olarak adlandırılır (18).
Erken ve sık emzirme, göğüslerin boÅŸalmasını ve süt yapımının artmasını saÄŸlayan en önemli faktörlerdir. Bebek daha çok emdikçe, süt yapımı daha çok olacaktır. Bebek göğüsleri boÅŸalttıkça, süt keseleri boÅŸalan yeri doldurmak için daha fazla süt yapar. Süt yapımı bir anlamda “arz-talep” kurallarına göre gerçekleÅŸir (2,18,21).
Süt memede yapılır yapılmaz dışarıya salınmaz, süt akımı için bebeğin emmesi gerekir. Bebek emerken, meme başındaki sinirlerden, başka uyarılarda çıkar ve bu uyarılarla annenin beyninin başka bir bölümünden Oksitosin adlı bir diğer hormon salgılanır. Oksitosin, hipofiz bezinin arka kısmından salgılanır. Prolaktin gibi oksitosin de emme ile meme başındaki sinirlerin uyarılması sonucu taşınan mesajlarla oluşur. Oksitosin süt adacıklarının etrafındaki küçük kasları etkiler. Bu etki ile kaslar kasılır ve süt, süt adacıklarından meme başındaki kanallara taşınır. Bebeğin emmesi ile meme ucunda bulunan sinüslerden süt dışarıya akar. Oksitosin refleksi emzirmeden önce veya emzirme sırasında oluşur. Sütün akmasını ve uterus kasılmasını sağlar (19,18,4).
Anne sütünde süt üretimini azaltan veya sonlandıran bir madde (inhibitör) vardır. Eğer memede çok süt varsa inhibitör madde süt salgılayan hücrelerden süt salgılanmasını durdurur. Bu da memeyi çok dolu olmanın zararlı etkilerinden korur. Bebek bir memeden emmeyi bırakırsa bu meme süt yapmayı keser, bebek bir memeden daha fazla emerse, bu meme daha fazla süt yapar (4,16).
1.3. Anne Sütünün Özellikleri
Bebek beslenmesinde temel ilke en üstün besinin anne sütü olduğunu bilmektir. Anne sütü yalnızca bir protein ve şeker karışımı değil, bebeği en iyi şekilde büyütüp geliştiren, kansızlık, ishal gibi pek çok hastalıklardan koruyan, annede hazırlanan koruyucu maddeleri bebeğe aktaran, hem anne hem bebek için yararlı biyolojik bir harikadır (22,12). Anne sütünün yerini tutabilecek hiçbir besin maddesi yoktur. Bu nedenle yaşamın ilk 4-6 ayında en iyi besin anne sütüdür (2,8).
Yıldön (40)’nün yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %65.4’ünün bebeklerin ilk 4-6 ay sadece anne sütü ile beslenmesi gerektiÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
Koç (24)’un yaptığı araÅŸtırmada; aşı merkezindeki annelerin %58’i ilk 4-6 ay tek başına anne sütü verirken, poliklinikteki annelerin sadece %6.2’sinin bu sürelerde tek başına anne sütü verdikleri bildirilmektedir.
DoÄŸumdan hemen sonra ilk 5 günde salgılanan koyu sarı renkteki süte kolostrum adı verilir. BileÅŸim özellikleri yenidoÄŸanın ilk günlerdeki gereksinimleri açısından büyük önem taşımaktadır. Anne sütünde bulunan IgA kolostrumda 20-30g/lt, protein %2-3g, A vitamini, sodyum ve çinko düzeyi olgun süte oranla daha zengin olduÄŸundan steril ortamdan steril olmayan ortama gelen bebek ilk birkaç gün içerisinde enfeksiyonlardan en iyi ÅŸekilde korunmuÅŸ olur. DoÄŸar doÄŸmaz ilk anne sütü alan bebeklerin aÄŸzından baÅŸlayarak gastrointestinal sistemleri tümden immünoglobülinler ile kaplanarak mukozal bir tabaka oluÅŸur, bebeÄŸin dış ortamdan gelecek patojen mikroorganizmalara karşı korunması saÄŸlanır. Ayrıca ilk günlerde kolostrumda hücrenin çoÄŸu nötrofillerden, daha sonraki günlerde makrofajlardan oluÅŸmuÅŸtur. Her iki tip hücre fagositoz ve interferon sentezi ile bebeÄŸi infeksiyonlardan korumaktadır. Kolostrumda bulunan lenfositlerin yarısı T-lenfositlerdir. Β lenfositler IgA’yı oluÅŸtururlar (5,7).
Süt daha sonraki günlerde yapısını deÄŸiÅŸtirerek geçiÅŸ sütüne dönüşür. Otuz gün içinde matür süt ÅŸeklini alır. Anne sütünün rengi beyaz, pH’ı 6.97 dolayındadır. Anne sütünde protein %1.1 - 1.2, karbonhidrat %7gr, lipid %3.5 - 4.5, mineraller doÄŸumu izleyen ilk 15 günde lt’de 3gr dolayındadır. Sütteki Ca/P oranı 1/2’dir. Zn, Ca, Cu düzeyleri inek sütünden yüksektir. Anne sütü IgA, IgM, IgG, lizozim, diÄŸer enzimler, laktoferrin, bifudus faktör ve diÄŸer immün regülatörleri içerir. Hücresel komponent makrofaj, T ve B lenfosit, nötrofil, granulosit ve epitelyal hücreleri kapsar. Anne sütü alan bebeklerin barsaklarında üreyen Lactobacillus bifidus florası patojen bakterilerin üremelerini engeller. Söz konusu bakteriler barsaklarda asit ortam oluÅŸturarak patojen etkenlerin üremelerini önler. DoÄŸumdan hemen sonra verilen ek besinler barsaklarda bu bakterilerin üremelerini engelleyerek koruyucu mekanizmayı bozarlar (7,8).
Anne sütünün bebek için yararları (18,29,5,13,12,8);
• Her zaman sterildir.
• Besin öğesi bileÅŸimi bebeÄŸin gereksinimlerine uygundur.
• Solunum yolu gastrointestinal enfeksiyonları daha az görülür.
• Orta kulak iltihabı riskini azaltır. Tip I diabet, çölyak hastalığı gibi bazı kronik hastalıkların oluÅŸma riskini azaltır.
• Alerjiye karşı koruyucudur. BebeÄŸin ruhsal, bedensel ve zeka geliÅŸimine yardımcı olur.
• Anne sütünün hazmı kolaydır.
• Anne sütü alan bebeklerde kansızlık görülmez. Anne sütünde demir baÄŸlayan laktoferrin vardır. Laksatif ve diüretik özelliÄŸi vardır.
• Anne sütünün içerdiÄŸi bifidus faktör ile bebeÄŸin barsaklarında geliÅŸen Lactobacillus bifidus barsaklarda baÅŸka zararlı bakterilerin oluÅŸmasına ve dolayısıyla ishali önler.
• Anne, hasta, gebe veya adet görüyor olsa bile sütü her zaman en iyi besindir. Çünkü bu dönemlerde bile kalitesi bozulmaz.
• Malnütrisyonu önler.
• BebeÄŸin saÄŸlıklı kilo alımını saÄŸlar.
• Anne sütü alan bebeklerde piÅŸik, karın aÄŸrısı ve kabızlık daha az görülür.
• İçerdiÄŸi hormonlar, vitaminler, enzimler ve immünoglobülinler bebekleri hastalıklara karşı korumakta, bebek ölümlerini azaltmaktadır.
ÅžimÅŸek (31)’in yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %86.8’i anne sütünün yararlarını bildikleri ve annelerin %86.8’i kolostrumun bebeÄŸe verilmesi gerektiÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
Turan (35)’ın yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %82.5’i kolostrumun bebek için yararlı olduÄŸunu bildikleri ifade edilmektedir.
Yıldön (40)’ün yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %63.5’i kolostrumun verilmesi gerektiÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
Ünal (37)’ın yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %99.4’ünün yeni doÄŸanın anne sütü ile beslenmesi gerektiÄŸini bildikleri halde %33.7’sinin anne sütünün yararlarını bilmedikleri ifade edilmektedir.
1.4. Emziren Annenin Beslenmesi
Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de özel bir önem göstermelidir. Bebeğini emziren annenin yediği yemeklerde, bebeğin anne sütüyle alması gereken besinler bulunmaktadır (6,30).
Anne sütü veren annenin diyeti normalden daha fazla kalori, protein ve kalsiyum içermelidir. Annelerin hamile iken günde 2500 kaloriye ihtiyacı varken, emzirme döneminde 3000 kaloriye ihtiyaçları vardır. Emziren anne günde en az 2 bardak süt veya süt ürünlerinden almalıdır. Enerji ihtiyacını karşılamak için her öğünde et, balık, tavuk, fasulye, nohut gibi yiyecekler ve yeterli miktarda sebze ve meyve yemelidir (2,29,28).
Kurcaova (25)’nın yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %32.50’sinin emzirme döneminde kendi beslenmesinin nasıl olması gerektiÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
Bunların dışında günde 3-5 dilim ekmek ve bir yumurta alınmalıdır. Emzirmek ile vücudun sıvı gereksinimi arttığından günde en az 2 litre sıvı içmelidir (6,30,3).
Sarımsak, köri, karnabahar gibi sütün tadını değiştirebilecek besinler anne tarafından yenilmemesi söylenirdi. İlgili literatürlerde cenin ile yapılan tüm araştırmaların sonucunda bugün artık bebeğin annenin karnındayken farklı tatlara alıştığı, dolayısıyla da annenin beslenmesi ile ilgili özel önlemler alması gerekmediği kabul edilmektedir (28).
Fakat emziren annelerin sakınması gereken bazı hususlar aşağıdaki gibi sıralayabiliriz (28,3):
• Kahve ve çay aşırılığı, alkol ve tütünden kaçınmalı.
• Kabızlık durumunda çocuÄŸu rahatsız edebilecek yumuÅŸatıcı ilaç alınmamalı.
• Doktorun öngörmediÄŸi sakinleÅŸtiriciler, uyku ilaçları, aÄŸrı kesiciler ve hormon ilaçlarından sakınmalıdırlar.
• Emziren annenin süt yapımını arttırmak için gerektiÄŸinden fazla tahin, pekmez, hoÅŸaf gibi tatlı gıdalar almasına gerek yoktur.
Yorgunluk süt yapımını olumsuz yönde etkileyen faktörlerden biridir. Süt veren anne kendini fazla yormamalı ve sık sık dinlenmelidir (2).
1.5. Emzirme
Emzirme bebeklerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için en uygun, eşi benzeri bulunmayan bir beslenme yöntemidir (9).
1.5.1. Emzirmeye Hazırlık ve Meme Bakımı
WHO ve UNICEF, son yıllarda meme bakımında, memenin temiz ve kuru tutulmasının yeterli olduğunu bildirmektedir. Bunun nedeni, montgomery tüberküllerinden, meme başı ve areolayı koruyucu özellikte, antibakterial yağlı-kokulu bir maddenin salgılanıyor olmasıdır (33).
Annenin bebeğini emzirmeden önce ellerini sabunla ve bol temiz suyla yıkaması en önemli temizlik koşuludur. Meme temizliğinde, her emzirmeden önce ve sonra meme başını ve çevresini kaynatılmış soğutulmuş su ile silip kurulamak yeterlidir (2,22,33).
Kurcaova (25)’ya göre annelerin %53.75’inin meme temizliÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
Memelerin temizliği için meme başlarının alkol yada sabunla silinmesi meme başında çatlaklara, infeksiyonlara yada ağrıya yol açabileceğinden yapılmamalıdır. Memeler temiz suda ıslatılmış tülbent ile silinebilir. Ancak temizlik koşullarının tam olmadığı örneğin her emzirmede tülbentin aynı kapta bekletilmiş suya batırılıp çıkarılması şeklinde uygulamalar yarardan çok zarar getirebilir. Bu nedenle kullanılan tülbent yada gazlı bez hiçbir zaman suya batırılmamalı, su temiz bir şişeden tülbent yada gazlı beze dökülmelidir (2,26).
Bu işlemleri takiben meme başına E vitaminli kremler veya daha ekonomik ve pratik bir çözüm olarak sütten bir miktar sağarak sürülür ve meme başı kuruduktan sonra temiz bir gazlı bez veya meme pedi konularak sutyen giydirilir. Emzirme döneminde memeleri saran, taşıyan, geniş askılı, pamuklu kumaştan sutyenler kullanılmalıdır (28,26).
Meme başını kapamadan önce mutlaka iyice kurutmak gerekir. Çünkü nemli ortamda çatlaklar daha kolay oluşur ve mikroorganizmalar daha kolay ürer. Eğer çocuk emdikten sonra memede hala süt kalmışsa temiz kaynatılmış bir tirle veya süt pompasıyla boşaltılmalıdır. Memeyi sağdıktan sonra geçmeyen yumrular enfeksiyon nedeni olabileceği, memede bir tümörün belirtisi de olabileceğinden mutlaka doktora başvurulmalıdır. Asla memede 4-5 saatten fazla sütün kalmasına ve yumrular oluşmasına izin verilmemelidir (26).
Meme başında çatlaklar olması durumunda mikroorganizmaların buradan içeri girişi daha da kolaylaşacaktır. Genel vücut hijyenine çok dikkat etmek gerekir. Mümkünse her gün banyo yapmak, çamaşırları her gün değiştirmek uygun olur (26).
Ayrıca günde 15-30 dakika olacak şekilde sutyenin çıkarılıp memelerin havalandırılması ve mümkünse güneşlendirilmesi yararlıdır (33).
1.5.2. Emzirme TekniÄŸi
Etkin bir emmenin olabilmesi bebeğe doğru pozisyon verilmesi esas olduğundan, emzirme tekniğinin uygun olmasıyla problemlerin çoğunun önlenmesi ve tedavisinde alınacak en önemli önlemdir (10).
Doğumu izleyen ilk günlerde özellikle epizyotemi veya sectio olan anneler oturmakta güçlük çektiğinden bebeği kollarının arasına almada, emzirmede güçlük çekerler. Bu nedenle emzirilen bebeği bir yardımcının tutması gerekir (7).
Anne sütüyle beslenmede annenin bilmesi gereken en önemli nokta, bebeğini memeye nasıl yerleştireceğidir. Bebeğin yeterince süt alabilmesi için hem bebeğin hem de bebeğin ağzının doğru pozisyonda olması gerekmektedir. Emzirme için bazı kurallara uymak hem anneyi hem de bebeğin rahat etmesini sağlayacaktır (19,15).
Annelerin emzirirken uyması gereken kurallar aşağıda sunulmaktadır (22,28):
• Anne rahat bir koltukta oturmalıdır. Ameliyatlı bir anne yatarak emzirebilir. Ama bir zorunluluk yoksa yatarak emzirme önerilmez. Çünkü anne bebeÄŸin üzerine yatıp uyuya kalırsa bebek boÄŸulabilir.
• BaÅŸlangıçta meme verirken sakin bir yer seçilmeli, etraf kalabalık olmamalı.
• Emzirmeye baÅŸlamadan önce, elleri iyice yıkamalı, göğüslere kadar her ÅŸey temiz olmalı.
• Bebek emzirilecek göğüs tarafındaki kola, başı daha yüksek olacak ÅŸekilde yatırılır. Bu kol ile bebeÄŸin gövdesi desteklenir. Aynı el ile bebeÄŸin kalçaları tutulursa ona rahat bir pozisyon saÄŸlanır.
• BebeÄŸin anneye yakın kolu alt tarafta kalmalı, bebeÄŸin kolu ağız ve meme temasını önlememelidir.
• DiÄŸer el yardımı ile meme başı ve çevresindeki areola adlı siyah kısım bebeÄŸin aÄŸzına verilir.
• Anne memenin areola kısmını iÅŸaret ve orta parmakları arasına alarak bebeÄŸin aÄŸzına girmesini kolaylaÅŸtırır. Memenin bebeÄŸin burnunu tıkamasına engel olunmalıdır.
• Bir memedeki emzirme sonlandırıldığı zaman, meme başı çocuÄŸun aÄŸzından zorlanarak çekilmez. Anne küçük parmağını bebeÄŸin aÄŸzına bırakır ve memeyi yavaşça çeker. Zorlama sırasında meme başı zedelenebilir.
Beslendikten sonra bebeği 10-15 dakika omuza yaslayıp hafifçe sırtını sıvazlayarak bebeğin gazı çıkartılır. Ağzından biraz süt gelebilir. Bir sonraki emzirmeye bebeğin en son emdiği memeden başlanmalıdır (21,19,17).
ÅžimÅŸek (31)’in yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %42.3’ünün emzirme tekniÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
Her emzirmeden sonra meme başlarını kaynatılmış soğutulmuş su ile silinip kurulanmalıdır (22).
Bebeği emzirdikten, gazı çıkarıldıktan,bezi değiştirildikten sonra sırt üstü ve baş yan tarafta olacak şekilde yatağına yatırılmalıdır (2,22).
Ünal (37)’ın yaptığı çalışmada; annelerin %62.50’sinin bebeÄŸi emzirdikten sonra nasıl yatıracağını bildikleri ifade edilmektedir.
Bebeğin memeyi iyi yada kötü tutuğuna karar verebilmek son derece önemlidir (18).
İyi pozisyonda tutulan meme ve bebeğin görünümü (18,11);
• BebeÄŸin tüm vücudu anneye bitiÅŸiktir.
• Ağız ve çene memeye bitiÅŸiktir ve bebeÄŸin burnu açıktır.
• BebeÄŸin aÄŸzı geniÅŸ olarak açılır.
• Areoladan az bir kısmı görülebilir.
• BebeÄŸin yavaÅŸ ve düzenli emmelerini görebilir ve yutkunma seslerini duyabilirsiniz.
• Bebek rahat ve huzurludur.
• Anne, meme başında karıncalanma hissedebilir.
Kötü pozisyonda memeye tutulan bebeklerin görünümü (18);
• BebeÄŸin vücudu, anneden çok uzaktadır.
• BebeÄŸin ağız ve çenesi memeden ayrıdır.
• Özellikle alt dudağın altında fazlaca areola bölgesi görülmektedir.
• Bebek çok hızlı ve kısa emmeler yapar.
• Bebek yeterli süt gelmediÄŸi için emmeyi reddeder.
• Anne, meme başında aÄŸrı hissedebilir.
Bebeğiniz, her memede 10 dakika süreyle güçlü ve devamlı şekilde emiyorsa, kulağı ve şakağı oynuyorsa, emzirme sırasında yutkunduğunu duyabiliyorsanız etkili bir emme gerçekleşmiş demektir (28,34).
1.5.3. Emzirme Sıklığı ve Süresi
Bebekler doğduktan sonra ilk memeyi genellikle 18 saat içinde alırlar. İlk 2-3 gün, annenin memesinden kolostrum adı verilen ve ağız dediğimiz bir sıvı gelir. Bebek doğumdan sonra ilk yarım saat içinde çıplak biçimde anne memesine tutulmalıdır (30,22).
Yıldön (40)’ün yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %75.5’i bebek doÄŸduktan hemen sonra ilk yarım saat içinde emzirilmesi gerektiÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
Doğumu izleyen ilk günlerde bebek sık sık, aşağı yukarı iki saatte bir memeye tutulur ve ilk emzirmeler 5-10 dakikayı geçmez (27,30).
Anne, bebeÄŸi aÄŸladıkça yada kendi istedikçe kucağına almalı ve emzirmelidir. Buna “akla geldikçe beslenme” adı verilir (5). Bebek her aÄŸladıkça emzirilmelidir. Belli saat aralıklarıyla emzirmek doÄŸru deÄŸildir. Bebek aÄŸzını açarak, aranarak, sonunda da aÄŸlayarak açlığını belli eder (22,19).
Yıldön (40)’ün yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %60.2’sinin bebeÄŸin aÄŸladıkça emzirilmesi gerektiÄŸini bildikleri ifade edilmektedir.
İlk iki yaş içinde ortalama günlük emzirme sayısı aşağıdaki gibidir.
Doğumdan-1hafta 8-12 kez/gün
1hafta-1 ay 8-10 kez/gün
1-3 ay 6-8 kez/gün
3-7 ay 5-6 kez/gün
7-8 ay 4-5 kez/gün
9-12 ay 3-4 kez/gün
Bebeğin emmesi ile başlayan uyarının hipofize ulaşması ve gerekli tepkilerin gerçekleşmesi için en az 3 dakika gerekir. Bu nedenle ilk gün bebek süt gelmemiş olsa bile her bir memede en az 5 dakika tutulmalıdır. Ertesi gün 10 dakika, daha sonraki gün 13-15 dakikaya çıkarılmalıdır (22).
Her istediği zaman emzirilen bir bebeğin, 3. ve 6. günler arasında günde 10-12 kez meme emmektedir. Buna bağlı olarak bebeğin kirlettiği bez sayısı da artar. Bebek günde 6-8 kumaş bez yada 5-6 hazır bez kirletir. İlk gün koyu siyah renkte olan bebeğin gaitasının rengi doğumdan sonraki 4-5 gün içinde daha açık hale gelir yada sarı olur (30,33).
Meme uçlarını korumak için emzirme süresi yavaş yavaş uzatılır. İlk gün 5 dakika, ertesi gün 10 dakika kadar emzirilir. Ondan sonraki gün 15 dakika ve onu izleyen günlerde 20 dakika emzirilir. Bu süre her gün hatta emzirmeden emzirmeye fark edebilir. Bebeklerin çoğu 20-30 dakikalık emmeyle tatmin olur (30,22).
Kurcaova (25)’nın yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %58.75’inin bebeklerini emzirirken toplam memede tutma süresini bildikleri ifade edilmektedir.
Bebeklerin çoÄŸu genellikle 5 dakikada memeyi boÅŸaltır. Zayıf halsiz bebekler için 20 dakika gereklidir. Bebek alacağı sütün %50’sini ilk 2 dakikada emer, sonraki 4dakikada %80-90’nını almış olur. Görülüyor ki saÄŸlıklı bir bebek alacağı volümün %90’nına ilk 6 dakikada eriÅŸir. Ondan sonra kendine verilen 14 dakikalık süre zevkinin ve annesi ile yakınlığının sürmesi içindir (7).
İlk 10 günde bebek sayısız kez memeye tutulur ve her iki göğüs emzirilir. Bu süre sonunda her bebek kendi ritmini bulur. Bazıları günde 7, bazıları 8 kez emerler. İsteyen bebekler ilk ayda gece 24’den sonra da birkaç kez emebilirler (7).
Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü yada başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durumda daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdalara bebek 4-6 aylık olmadan başlamamak gerekir (6).
İlk 4-6 ay boyunca bebeklere sadece ve tek olarak anne sütü verilmelidir. Bu süreden sonra anne sütü ek besinlerle desteklenmeli ve emzirme bebek iki yaşını doldurana kadar devam edebilir (8).
Yıldön (40)’ünün yaptığı araÅŸtırmada; annelerin %77’sinin ek gıdaya 4-6 ayda baÅŸlama eÄŸiliminde olduÄŸu belirtilmektedir.
1.5.4. Emzirmede Dikkat Edilecek Noktalar
Bebeğin beslenmesi için ideal oda sakin ve ılık olmalıdır. Anne mümkün olduğu kadar rahat ve gevşemiş olmalıdır. Bebek en rahat pozisyonda tutularak emzirilmelidir. Bebeği emzirirken onunla konuşulmalıdır. İletişimde süt kadar gereklidir. Emzirirken bebeğin başı vücudundan daha yüksekte olacak şekilde tutulmalıdır (21).
Emzirme sırasında meme ucu ve etrafındaki areola adlı kahverengi halka ağzını tamamen kapatacak şekilde ağza girmeli ve damağına dokunmalıdır. Aksi taktirde meme başında zedelenme kolayca meydana gelebilir (2).
Başarılı emzirme, annenin bebeğini emzireceğini düşünmesi ve bunu başaracağına inanmasıyla başlar. Nasıl emzireceğini bilen anne kendine güven duyar (19).
Ülkemizde doğum ve yeni doğanların bakımına hizmet sunan bebek dostu hastanelerde benimsenmiş olan başarılı emzirme ile ilgili 10 öneriyi şöyle sıralayabiliriz (23).
1-Emzirmeye ilişkin yazılı bir politika hazırlanmalı ve bunu düzenli aralıklarla tüm sağlık personelinin bilgisine sunmalıdır.
2-Tüm sağlık personelini bu politika doğrultusunda eğitmelidir.
3-Hamile kadınlar emzirmenin yararları ve yöntemleri konusunda bilgilendirilmelidir.
4-Doğumu izleyen yarım saat içinde emzirmeye başlanmalar için anneye yardımcı olmalıdır.
5-Annelere emzirmenin nasıl olacağını ve bebeklerinden ayrı kaldıkları durumlarda sütün nasıl salgılanmasını sürdürebileceklerini göstermelidir.
6-Tıbben gerekli görülmedikçe, yeni doğanlara anne sütünden başka bir yiyecek yada içecek verilmemelidir.
7-Anne ile bebeğin her gün 24 saat bir arada kalmalarını sağlayacak bir uygulama benimsenmelidir.
8-BebeÄŸin her isteyiÅŸinde emzirilmesi teÅŸvik edilmelidir.
9-Emzirilen bebeklere yalancı meme veya biberon türünden herhangi bir şey verilmemelidir.
10-Emzirmeyi destekleyen grupların oluşumunu sağlamalı ve taburcu olan annelerin bu gruplara katılmaları teşvik edilmelidir.
1.5.5. Emzirmenin Yararları
Emzirme, bütün normal bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmesi açısından en uygun gıdayı sağlamanın eşsiz bir yoludur (20).
Emzirme anne ile bebek arasında yakın, sevgi dolu bir ilişki kurulmasına yardım eder. Bu da anneyi duygusal olarak tatmin eder. Doğumdan sonraki yakın temas anne bebek arasındaki ilişkinin gelişmesine yardım eder (18).
Annenin bebeği emzirmesiyle anne bebek ilişkisi güçlenir, annenin bebeğini benimsemesi, bebeğin sağlıklı bir kişilik, güvenlik duygusu kazanmasını ve dış hayata uyumunu kolaylaştırır (19,12).
Bebek ne kadar çok emerse o kadar çok süt üretir (19). Emzirmeye erken başlayan kadınlarda doğumdan sonra uterusun küçülmesi çabuklaşır, kanama erken kesilir (2).
Bebeğini yalnız anne sütüyle besleyen gece ve gündüz sık aralıklarla ve sürekli emziren annelerde ovulasyon engellenir, yeni bir gebelik olasılığı azalır. Emziren annelerde meme kanserine, over kanserine, idrar yolu enfeksiyonlarına daha az rastlanır (2).
Bebeğin doğar doğmaz, anne karnı üzerine yatırılıp, memeye tutulması psikolojik öneminin yanında, annede oksitosin salgısını uyardığı, laktasyonun başlamasında etkili olduğu ileri sürülmektedir (12).
Kurcaova (25)’ya göre annelerin %87.50’sinin anne sütü ile beslenmenin bebeÄŸe yararlarını, %32.50’sinin anneye yararlarını bildikleri ifade edilmektedir.
Emzirme yalnız çocuk ve aile sağlığı yönünden değil, toplumun geleceği yönünden de önem kazanmakta, sağlıklı çocuk, sağlıklı aile, sağlıklı toplum ilişkisini ortaya koymaktadır (14).
1.5.6. Emzirme Sırasında Sıkça Rastlanılan Sorunlar ve Çözümleri
Emzirme döneminde yassı yada içe çökük meme başları, meme başı çatlakları, göğüslerde süt birikmesi, kanallarda tıkanıklık, mastit gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
1.5.6.1. Yassı yada İçe Çökük Meme Başları
Bu tip meme başları sıkıldıklarında dışarı çıkmaz, tersine göğüsün içine çekilir. Yapısal bir bozukluktur (2).
Yassı yada içe çökük meme başlarının olması durumunda yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz (2).
• GebeliÄŸin son bir ayında Åžekil 3’de görüldüğü gibi meme başına germe ve çekme masajları yapılmalıdır.
• Emzirmeden önce her iki baÅŸ parmak meme başının her iki yanına konur ve göğse bastırırken yana doÄŸru çekilerek meme başının çıkması saÄŸlanabilir.
• Emzirmeden önce meme pompasının kullanılması da önerilebilir.
1.5.6.2. Meme Başı Çatlakları
Bu durum emzirmenin ilk dönemlerinde görülür. Emzirme tekniği ile ilgilidir. Bebeğin emerken areolayı da kavrayacak yerde yalnız meme ucunu emmesi sonucu meme başı zedelenerek çatlaklar oluşur. Uygun pozisyonda emziren kadınlarda bu soruna rastlanılmaz (2).
Meme başı çatlakları oluşmaması için yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz (2).
• Emzirmeler kısa süreli fakat sık aralıklarla olmalıdır.
• Emzirmeye daha az aÄŸrıyan memeden baÅŸlanmalıdır.
• Bebek çok acıkmadan emzirilmelidir.
• Her emziriÅŸte oturuÅŸ pozisyonu deÄŸiÅŸtirilmelidir.
• Emzirirken memenin areolanın da bebeÄŸin aÄŸzına iyice girdiÄŸi kontrol edilmelidir.
• Emzirdikten sonra meme sıkılarak az miktar sütün meme başında kuruması saÄŸlanmalıdır. Meme başı iyice kurutulmalı ve kuruduktan sonra bir merhem veya gliserin sürülmelidir.
• Sutyenin pamuklu bir kumaÅŸtan olmasına dikkat edilmelidir.
1.5.6.3. Göğüslerde Süt Birikmesi
Sütün fazla yapılması kılcal damarlarda kanın birikmesi sonucu göğüsler şişer. Ağrılı olabilir, bazen hafif ateş yapabilir. Genellikle süt salgısının arttığı ilk günlerde görülür. Bebeğin iyi emmemesi, öğün aralıklarının uzun olması sonucu gelişebilir (2).
Göğüslerde süt birikmesi durumunda yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz (2).
• Bebek sık emzirilmelidir.
• Bebek emmekte zorlanıyorsa, anne sütü sağılarak, memeler bir miktar boÅŸaltılmalıdır.
• AÄŸrılı göğsün üzerine sıcak havlu konulmalıdır.
1.5.6.4. Kanalda Tıkanıklık
Anne göğsünde zaman zaman sütün toplandığı kanallardan birinin veya birkaçının tıkanması, dolayısıyla göğüste süt birikmesi olabilir. Bu durumun nedenleri fazla süt üretimi olması, emzirmeye başlamanın gecikmesi, bebeğin memeye kötü yerleştirilmesi, sütün seyrek boşaltılması, emzirme süresinin kısa tutulması olabilir. Kanal tıkanıklığı oluşmaması için doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanması gerekir. Bebeğin memeyi iyi alması sağlanmalıdır. Emzirmeyi sınırlandırmadan bebek her istediğinde emzirme yapılmalıdır. Doğum sonrası kanal tıkanıklığı ile karşılaşıldığında uygulanabilecek doğru yöntemlerle sorunun kısa sürede çözülmesi mümkündür (16).
1.5.6.5. Mastit
Yaygın meme dokusu iltihabıdır. Tek veya çift taraflı olabilir. Bakteriyel bir nedene bağlı olabilir veya kanal tıkanıklığı sonucu gelişebilir. Tedavi edilmezse apse gelişebilir (2,32).
Bu durumun nedenleri memelerin dolgunlaşıp sertleşmesi, sütün iyice boşalmaması, travma, çatlak olan meme başından mikroorganizmaların içeriye girmesi olabilir. 38-40 dereceye kadar ani ateş yükselmesi, hızlı nabız, memede kırmızılık, sert kabartılar, zonklayıcı ağrı ve hassasiyet, lohusada baş ağrısı, bulantı, titreme gibi belirtiler görülebilir (32,4).
Mastit gelişmesi durumunda yapılması gerekenleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz (32).
• Memelerin dolgunlaşıp, sertleÅŸmesi ve uçların çatlaması önlenir.
• Annenin memeleri iyi boÅŸaltıp boÅŸaltmadığı kontrol edilir.
• Memelerin temiz tutulması saÄŸlanır.
• EÄŸer memeden iltihap gelmiyorsa emzirmeye devam edilir.
• Çok aÄŸrılı ise 48 saat emzirilmez, tirle boÅŸaltılır.
• Memelere sıcak kompres yapılıp aÄŸrı kesici ve sakinleÅŸtirici ilaçlar verilebilir.
1.5.6.6. Meme Apsesi
Genellikle iyi tedavi edilmemiş mastite bağlı olarak ortaya çıkar. Acil tedavi edilmesi gereken ağrılı bir durumdur. Antibiyotik tedavisine ek olarak cerrahi drenaj yapılmalıdır. Etkilenmiş meme bebeğe verilmez, diğer meme emzirilir.Abseli meme elle günde birkaç kez boşaltılmalıdır (2).
1.5.6.7. Ağrılı Meme Başı
Bebek anne memesini doÄŸru ÅŸekilde kavramadan emerse meme başında aÄŸrılar oluÅŸur. BebeÄŸin sadece meme ucunu alarak emmesi durumunda aÄŸrılar ortaya çıkar. DoÄŸru emzirme için bebeÄŸin meme ucu etrafındaki areola bölgesinin tümünü aÄŸzına alarak emmelidir. Bebek sadece uç emdiÄŸinde “pozisyona baÄŸlı aÄŸrılı meme başı” diye tanımlanan durum ortaya çıkar. Meme başı çatlakları yoktur, meme başı derisi normal görünümdedir ama çok aÄŸrı vardır. Bebek bu ÅŸekilde emmeye devam ederse yeterli süt çekmediÄŸi için süt miktarı azalır. Bebek sık sık aÄŸlar ve emmek ister. Anne acı duyduÄŸu için emzirmekten kaçınır. Bu durum kısır bir döngüye dönüşür. Bu durumda annenin doÄŸru emzirme tekniÄŸini öğrenmesi gereklidir. Meme başını karbonatlı su ile silmek, sabunla yıkamak aÄŸrının devamına neden olur. Emzirmenin sonunda bebeÄŸin memeyi bırakması beklenir, zorla çekilmez. EÄŸer beklenemeyecekse temiz olan bir parmağını anne bebeÄŸin aÄŸzına sokarak memeyi bırakmasını saÄŸlar (16).
1.5.6.8. Bebeğin Memeyi Almaması
En sık neden pozisyon hatasıdır. Bebekte görülebilen yarık damak, yarık dudak, düşük doğum ağırlığı ve prematürelik gibi durumlarda bir diğer nedendir (7).
Nadir olarak bazı sağlıklı bebekler anne memesini güç alırlar. Biberon yada yalancı emzik kullanan bazı bebeklerde de meme şaşkınlığı olarak tanımlanan bu durum gözlenebilir. Bu durumda, uygun pozisyonda, anneye destek vererek, sabırla uğraşmak gerekir. Ayrıca bebeğe yalancı meme verilmesi önlenir (2).
Bu araÅŸtırma; MuÄŸla il merkezinde bulunan I ve II No’lu saÄŸlık ocaklarına kayıtlı olan annelerin emzirme hakkındaki bilgi düzeylerini saptamak amacıyla planlandı.
2.MATERYAL VE METOT
2.1 Materyal
AraÅŸtırmada MuÄŸla İl Merkezindeki 1 ve 2 No’lu SaÄŸlık Ocaklarına kayıtlı emziren annelere 32 sorudan oluÅŸan anket formu kullanıldı.
2.2 Metot
AraÅŸtırma, MuÄŸla İl Merkezinde bulunan 1 ve 2 No’lu SaÄŸlık Ocaklarında kayıtlı olan emziren annelerin emzirme iÅŸlemi hakkındaki bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı.
2.2.1 Evren ve Örneklem Seçimi
AraÅŸtırma,MuÄŸla İl Merkezinde bulunan 1 ve2 No’lu SaÄŸlık Ocaklarında yapıldı. MuÄŸla İl Merkezinde 1 ve 2 No’lu olmak üzere 2 tane SaÄŸlık Ocağı bulunmaktadır. 1 No’lu SaÄŸlık Ocağına kayıtlı emziren anne sayısı 98’dir. 2 No’lu SaÄŸlık Ocağına kayıtlı emziren anne sayısı 103’dür. AraÅŸtırmanın evrenini MuÄŸla İl Merkezinde 1 ve 2 No’lu SaÄŸlık Ocaklarında kayıtlı, 201 emziren anne oluÅŸturdu. Evrenin tümü çalışmaya alındı. Ancak 10 anneye ulaşılamaması, 7 annenin de anket uygulamayı kabul etmemesinden dolayı 184 emziren anne örneklem grubunu oluÅŸturdu.
2.2.2 Anketin Hazırlanması
Araştırmada veriler, annelerin demografik özelliklerini belirleyen 11, emzirme işlemi hakkında bilgi düzeylerini belirleyen 21 toplam 32 sorudan oluşan anket formunun hazırlanmasıyla elde edildi. Anket formunun hazırlanmasında emzirme işlemi ile ilgili literatür kaynaklar (16,24,32) kullanıldı.
2.2.3 Ön Uygulama ve Geçerlilik Testi
Hazırlanan anket formunun güvenilirliliÄŸi ve anlaşılabilirliliÄŸi için hazırlanan sorular örneklem grubunun dışındaki 15 anneye 14 – 16 Ekim ön uygulandı. Ön uygulama sonuçları bilgisayar ortamında Statistical Package For Social Sciences (SPSS) 10.0 paket programında deÄŸerlendirildi (Cronbach’s Alpha = 0.7441).
2.2.4 Anket formunun Uygulanması
Anket formu 21.10.2002 - 31.12.2002 tarihleri arasında MuÄŸla İl Merkezine baÄŸlı 1 ve 2 No’lu SaÄŸlık Ocaklarında kayıtlı olan emziren anneler üzerinde uygulandı. Anket formu uygulanmadan önce ilgili kurumlardan yazılı izin, emziren annelere araÅŸtırmanın amacı açıklanarak sözlü izin alındı. AraÅŸtırmayı kabul eden annelerle yüz yüze görüşülerek anket formu dağıtılıp zaman sınırlaması yapılmadan, anneler doldurduktan sonra toplandı.
2.2.5 Verilerin DeÄŸerlendirilmesi
AraÅŸtırmada anket formu uygulamasından elde edilen veriler veri kodlama formuna geçirilerek bilgisayara aktarıldı. Emziren annelerin emzirme iÅŸlemi hakkındaki bilgilerimi içeren 21 sorunun deÄŸerlendirilmesinde her doÄŸru soruya “1 puan”, yanlış soruya “0 puan” verilerek toplam 21 puan üzerinden deÄŸerlendirme yapıldı. 21 puan üzerinden yapılan deÄŸerlendirmede, 0-7 arası alanlar “bilmeyen”, 8-14 puan arası alanlar “az bilen”, 15-21 puan arası alanlar “iyi bilenler” olarak gruplandırıldı.
Araştırmada frekans ve tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Annelerin yaşları, eğitim durumları, meslekleri, canlı doğum sayıları, aylık gelir durumları, eşlerinin eğitim durumları, canlı doğum sayıları, gebelik arası süreleri, sahip oldukları bebek yaşları, aile tiplerine göre bilgi puanlarının karşılaştırılmasında Tek Yönlü Varyans Analizi (Oneway Analysis of Variance-ANOVA) yapıldı. Annelerin eşlerinin yaşlarına göre bilgi puanlarının değerlendirilmesinde Kruskal Wallis (KW) testi kullanıldı.
Anlamlı çıkan değişikliklerin çoklu karşılaştırmasında Tukey HSD testi yapıldı.Verilerin değerlendirilmesinde 0.05 seviyesi anlamlılık düzeyi olarak kabul edildi.
3. BULGULAR
Annelerin yaÅŸ gruplarına göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 1’de, annelerin eÄŸitim durumlarına göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 2’de verildi.
Annelerin bilgi puanlarının eÄŸitim durumlarına göre çoklu karşılaÅŸtırması Tablo 3’de, annelerin meslek gruplarına göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 4’de verildi.
Annelerin meslek gruplarının çoklu karşılaştırması amacıyla yapılan Tukey HSD testinde memur ile ev hanımı arasında ortalamalar arası fark 2.83 olarak bulundu (p<0.05).
Annelerin aylık gelir durumlarına göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 5’de, annelerin bilgi puanlarının aylık gelir durumlarına göre çoklu karşılaÅŸtırması Tablo 6’da verildi.
Annelerin eÅŸlerinin yaÅŸlarına göre bilgi puanlarının dağılımları Tablo 7’de, annelerin eÅŸlerinin eÄŸitim durumlarına göre bilgi puanlarının dağılımları Tablo 8’de verildi.
Anelerin bilgi puanlarının eÅŸlerinin eÄŸitim durumlarına göre çoklu karşılaÅŸtırması Tablo 9’da, anelerin eÅŸlerinin mesleklerine göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 10’da verildi.
Anelerin bilgi puanlarının eÅŸlerinin mesleklerine göre çoklu karşılaÅŸtırması Tablo 11’de, annelerin canlı doÄŸum sayılarına göre bilgi puanlarını dağılımı Tablo 12’de verildi.
Annelerin gebelik arası sürelerine göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 13’de, annelerin sahip oldukları bebeklerin yaÅŸlarına göre bilgi puanlarının dağılımı tablo 14’de erildi.
Aile tiplerine göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 15’de, annelerin emzirme iÅŸlemini bilme durumlarına göre bilgi puanlarının dağılımı Tablo 16’da verildi.
Annelerin aile tipinin çoklu karşılaÅŸtırması amacıyla yapılan Tukey HSD testinde geniÅŸ aile ile çekirdek aile arasında ortalamalar arası fark –1.47 olarak bulundu (p<0>0.05).
AraÅŸtırmaya katılan annelerin eÄŸitim durumlarına göre dağılımları incelendiÄŸinde %47.8’inin ilkokul mezunu olduÄŸu tespit edildi (Tablo 2). Elde edilen bulgular ÅžimÅŸek (42)’in bildirimleriyle benzerlik gösterdi. Annelerin eÄŸitim durumları ile bilgi puanları karşılaÅŸtırıldığında istatistiki olarak önemli bir iliÅŸki belirlendi (f=17.936, p<0.05). Yapılan çoklu karşılaÅŸtırma sonucunda (Tablo 3) okur-yazar (10.67 2.08) ile Yüksekokul / Fakülte mezunu (17.79 2.61) arasında, ilkokul mezunu (14.19 2.55) ile Yüksekokul / Fakülte (17.79 2.61) arasında, ortaokul mezunu (15.00 1.73) ile Yüksekokul / Fakülte mezunu (17.79 2.61) arasında anlamlı bir farklılık olduÄŸu görüldü (p<0.05). Bunun, eÄŸitim düzeyinin artmasına paralel olarak bilinçlenme düzeyinin de artmasıyla annenin bebek bakımına iliÅŸkin bilgiyi araÅŸtırıp öğrenmesinden kaynaklanabileceÄŸi düşünüldü.
AraÅŸtırma kapsamına giren annelerin meslek gruplarına göre dağılımları incelendiÄŸinde %70.1’inin ev hanımı olduÄŸu tespit edildi (Tablo 4). Elde edilen bulgular Kurcaova (45)’nın ve Turan (44)’ın bildirimleriyle benzerlik gösterdi. Annelerin meslek grupları ile bilgi puanları karşılaÅŸtırıldığında, istatistiki olarak önemli bir iliÅŸki belirlendi (f=13.247, p<0.05). Yapılan çoklu karşılaÅŸtırma sonucunda memur (14.49 2.61) ile ev hanımı (14.66 2.61) arasında anlamlı bir farklılık olduÄŸu tespit edildi. Bu sonuca göre ev hanımının bebeÄŸine daha fazla zaman ayırması, arkadaÅŸ toplantılarına katılması, medyadaki saÄŸlık programlarını takip etmesi, ilgili kaynakları araÅŸtırıp okuyacak zamanının olması bunun aksine memurun ise zamanının büyük bir kısmını çalışma ortamında geçiriyor olması buna baÄŸlı olarak bebeÄŸine yeterince vakit ayıramaması gibi nedenlerden kaynaklanabileceÄŸi düşünüldü.
AraÅŸtırmaya katılan annelerin aylık gelir durumuna göre dağılımları incelendiÄŸinde %36.4’ünün aylık gelir durumunun 451 milyon ve üzeri olduÄŸu tespit edildi (Tablo 5). Elde edilen bulgular Ünal (37)’ın bildirimleriyle benzerlik gösterdi. Aylık gelir durumu ile bilgi puanı karşılaÅŸtırıldığında istatistiki olarak önemli bir iliÅŸki belirlendi (f=19.577, p<0>0.05).
AraÅŸtırmaya katılan annelerin eÅŸlerinin eÄŸitim durumuna göre dağılımları incelendiÄŸinde %31.0’ının lise mezunu olduÄŸu tespit edildi (Tablo 8). Annelerin eÅŸlerinin eÄŸitim durumları ile bilgi puanları karşılaÅŸtırıldığında istatistiki olarak önemli bir iliÅŸki belirlendi (f=14.737, p<0.05). Yapılan çoklu karşılaÅŸtırma sonucunda okur-yazar (11.83 2.93) ile Yüksekokul / Fakülte mezunu (17.29 2.42) arasında, ilkokul (14.33 2.42) ile Yüksekokul / Fakülte mezunu (17.29 2.42) arasında, ortaokul (13.81 2.93) ile Yüksekokul / Fakülte mezunu (17.29 2.42) arasında, lise (15.82 2.69) ile Yüksekokul / Fakülte mezunu (17.29 2.42) arasında anlamlı bir farklılık olduÄŸu tespit edildi (Tablo 9). Bu sonuca göre annelerin eÅŸlerinin eÄŸitim durumlarına göre bilgi puanlarının yüksek olmasının nedeni eÄŸitimli babaların bebek bakımı konusunda daha ilgili ve bu konuda daha bilinçli olmasından kaynaklanabileceÄŸi düşünüldü.
AraÅŸtırmaya katılan annelerin eÅŸlerinin meslek gruplarına göre dağılımları incelendiÄŸinde %51.6’sının serbest meslek grubunda, %28.8’inin memur olduÄŸu tespit edildi (Tablo 10). Annelerin eÅŸlerinin meslek grupları ile bilgi puanları karşılaÅŸtırıldığında istatistiki olarak önemli bir iliÅŸki belirlendi (f=6.974, p<0>0.05).
AraÅŸtırmaya katılan annelerin gebelikler arası sürelerine göre dağılımları incelendiÄŸinde %18.5’inin 5 yıl ve üzeri, %51.1’inin ise daha ilk gebeliÄŸi olduÄŸu, en yüksek puanı ise gebelikler arası süresi 4 yıl olan annelerin (16.67 2.06) aldığı tespit edildi (Tablo 13). Annelerin gebelikler arası süreleri ile bilgi puanları karşılaÅŸtırıldığında anlamlı bir iliÅŸki bulunamadı (f=0.683, p>0.05).
AraÅŸtırmaya katılan annelerin sahip oldukları bebeklerin yaÅŸlarına göre dağılımları incelendiÄŸinde %48.9’unun bebeklerinin 0-4 aylık, %26.6’sının 5-9 aylık olduÄŸu, en yüksek puanı ise 0-4 aylık bebeklerin annelerinin (15.56 2.66) aldığı tespit edildi (Tablo 14). Annelerin sahip oldukları bebeklerin yaÅŸları ile bilgi puanı karşılaÅŸtırıldığında anlamlı bir iliÅŸki bulunamadı (f=0.637, p>0.05).
AraÅŸtırmaya katılan annelerin aile tiplerine göre dağılımları incelendiÄŸinde %54.2’sinin çekirdek aile, %14.1’inin geniÅŸ aile olduÄŸu tespit edildi (Tablo 15). Elde edilen bulgular Ünal (37)’ın bildirimleriyle paralellik gösterdi. Annelerin aile tipleri ile bilgi puanları karşılaÅŸtırıldığında istatistiki olarak önemli bir iliÅŸki belirlendi (f=3.065, p=0.049<0.05). Yapılan çoklu karşılaÅŸtırma sonucunda geniÅŸ aile (14.12 2.080) ile çekirdek aile (15.58 2.81) arasında anlamlı bir farklılık olduÄŸu tespit edildi (p<0.05). Bu sonuca göre annelerin bilgi puanlarının yüksek olmasının nedeni çekirdek ailede annelerin bebeklerine daha fazla zaman ayırması, bebek bakımı ile anne ve babanın ilgilenmesi, geniÅŸ ailede ise annenin bebeÄŸine yeterli zaman ayıramaması ve bebek bakımına aile büyüklerinin de katılıyor olmasından kaynaklanabileceÄŸi düşünüldü.
AraÅŸtırmada emzirme iÅŸlemi konusunda annelerin %61.4’ü iyi bilen, %38.6’sı az bilen grubunu oluÅŸturduÄŸu tespit edildi (Tablo 16).
Bu sonuçlar ışığında, ülkemizde annelerin bebeklerini sadece anne sütü ile besleme alışkanlığının yerleÅŸtirilmesinde saÄŸlık kuruluÅŸlarına çok görev düşmektedir. Birinci basamak saÄŸlık kuruluÅŸlarında gebe iÅŸlemleri, doÄŸumlar ve doÄŸum sonrası iÅŸlemlerinde annelerin bu konuda bilgilendirilmesi ve desteklenmesi ile ilk 4-6 ay sadece anne sütü ile beslenme uygulaması yaygınlaÅŸtırılabilir. Ayrıca yazılı ve sözlü iletiÅŸim araçlarından yararlanarak tüm ailelerin ve toplumun bu konuda bilgilendirilmesine katkıda bulunabilir. DoÄŸum yapılan tüm hastaneler ve kliniklerde organizasyon deÄŸiÅŸikliÄŸine gidilerek yeni doÄŸanların anne yanında kalması ve WHO ve UNICEF’in doÄŸumhanelerin emzirmeyi nasıl destekleyeceÄŸi ile ilgili ortak bir çalışmasındaki baÅŸlıca önerilerin özeti olan “BaÅŸarılı Emzirme İçin On Öneri”’nin kabul edilmesi ve uygulanması ile baÅŸarılı emzirmenin baÅŸlaması ve sürdürülmesi saÄŸlanabilecektir.
5. KAYNAKLAR
1. Alikaşifoğlu, M. ve ark.; Bir Üniversite Hastanesine Devam Eden Annelerde Tek Başına Anne Sütü Verme Süresine Etki Eden Faktörler, Türk Pediatri Arşivi, 35, 148-155, İstanbul, 2000.
2. Anne Sütü, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), İstanbul, 2002.
3. Anne Sütünü Arttırmanın Yolları, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), İstanbul, 2002.
4. Anne Sütü DoÄŸal İlaç, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), İstanbul, 2002.
5. Arcasoy, M. ve ark.; Çocukta Fizik Bakımı ve Beslenme, 1. Baskı, Saray Medikal Yayıncılık, İzmir, 1994.
6. Bilgel, N.; Halk Sağlığı Bakışıyla Ana ve Çocuk Sağlığı, Güneş ve Nobel Tıp Kitapevi, İstanbul, 1997.
7. DoÄŸan, N. ve ark.; İstanbul’da Bazı SaÄŸlık Kurumlarında Anne Sütünün Özendirilmesi, YaygınlaÅŸtırılması ve Desteklenmesi, Çocuk Dergisi, 2, 2, 69-74, 2002.
8. Emzirme, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), İstanbul, 2002.
9. Emzirme, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), İstanbul, 2002.
10. Emzirme Kuralları, Online SaÄŸlık Ansiklopedisi, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), 2002.
11. Emzirme Sorunları, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.ı.asp), İstanbul, 2002.
12. Emzirme TekniÄŸi, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), 2002.
13. Fenwick, E.; Annelik ve Bebek Bakımı, çev., Aktaş, E., ABC Kitapevi, İstanbul, 1993.
14. Güler, Ç. ve Azak, M.; Ana Sağlığı ve Aile Planlaması, 1. Baskı, Hatipoğlu Yayınları, Ankara, 1993.
15. Karanisaoğlu, M.; Emzirmenin Gebeliği Önleme Üzerine Etkisi, 1. Ulusal Ana ve Çocuk Sağlığı Hemşireliği Sempozyumu, 113-117, İstanbul, 1992.
16. Koç, E.; Şişli Etfal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Aşı Merkezi İle Çocuk Polikliniğine Başvuran Annelerin, Anne Sütü İle Beslenme Konusunda Tutum ve Davranışlarının Karşılaştırılması, Şişli Etfal Hastanesi, Yayınlanmış Uzmanlık Tezi, İstanbul, 1998.
17. Kurcaova, D.; 0-1 Yaş Grubu Olan Annelerin Emzirme ve Emzirmenin Önemine İlişkin Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi, Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu, Mezuniyet Tezi, İzmir, 2000.
18. Lohsalıkta Meme Bakımı, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), İstanbul, 2002.
19. Nash, B.; Her Yönüyle Çocuk Bakımı, çev., Artan, F., Artan, Ş.; İnkılap Kitapevi, İstanbul, 1994.
20. Pernoud, L.; Çocuğumu Büyütüyorum, çev., Akman, C., Akıncı Z.;1. Baskı, Özener Matbaası, İstanbul, 1998.
21. Potur, B.; Online SaÄŸlık Ansiklopedisi, (üye olmadığınız için bu linki göremiyorsunuz. üye olmak için Tıklayınız.), 2001.
22. Savage, F.; 1990’larda Anne Sütü İle Beslenme, Çocuk SaÄŸlığı ve Hastalıkları Dergisi, 34, 345-352, 1991.
23. Savage, F.; Anne Sütüyle Beslenmede Son Gelişmeler, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 34, 359-366, 1991.
24. Spack, B.; Çocuk Bakımı ve Eğitimi, çev., Avcı, Z., 8. Baskı, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1998.
25. Şimşek, Ş.; Annelerin Emzirmeye İlişkin Bilgi Düzeyleri, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Programı, Bilim Uzmanlığı Tezi, Ankara, 1991.
26. Şirin, A.; Anne Sütü İle Beslenmenin Önemi, Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 5,2, 41-45,1989.
27. Şirin, A. ve ark.; Emzirmeye Etki Eden Sosyo-Demografik Faktörlerin İncelenmesi, Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 5,33 1-14, 1989.
28. Şirin, A.; Emzirmenin Anne Sağlığı Açısından Önemi, Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 6,2, 35-39, 1990.
29. Taşkın, L.; Doğum ve Kadın Hastalığı Hemşireliği, 4. Baskı, Sistem Ofset Matbaacılık, Ankara, 2000.
30. Tunalı, D.; Çocuk Sağlığı Rehberi, Epsilon Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, 2000.
31. Turan, M.; Erken Dönemde Doğru Emzirme Tekniğinin Tek Başına Anne Sütü İle Beslenme Süresi Üzerine Etkisi, İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 1998.
32. Turan, M. ve ark.; Doğum Sonrası Erken Dönemde Doğru Teknik İle Emzirmenin Tek Başına Anne Sütü İle Beslenme Süresine Etkisi, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, 63,3, 286-292, 2000.
33. T.C. Sağlık Bakanlığı; Ana Sağlığı ve Aile Planlaması El Kitabı, 4. Baskı, Ankara, 1992.
34. T.C. Sağlık Bakanlığı ve UNICEF; Ana ve Çocuk Sağlığında Temel Bilgiler, İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü, İstanbul, 1992.
35. Ünal, G.; Erzurum Bölgesinde Emziren Annelerin Emzirme İşlemi Hakkındaki Bilgi Düzeyleri Uygulamalarının Belirlenmesi ve Hemşirenin Rolü, İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 1991.
36. WHO, UNICEF; 1990’lı Yıllarda Bebeklerin Anne Sütüyle Beslenmesi, Bizim Büro Basımevi, Ankara.
37. WHO, UNICEF Ortak Raporu; Emzirmenin Korunması, Özendirilmesi ve Desteklenmesi, Türk Matbaacılık, Ankara.
38. WHO, UNICEF; Anne Sütü İle Beslenmede Danışmanlık, Eğitim Kursu Katılımcı Rehberi.
39. WHO, UNICEF; Anne Sütü İle Beslenmede Danışmanlık, Eğitim Kursu Eğitici Rehberi.
40. Yıldön, Ş.; Doğum Yapan Annelerin Anne Sütü ve Emzirme İle İlgili Bilgi ve Tutumları, Şişli Etfal Hastanesi, Yayınlanmış Uzmanlık Tezi, İstanbul, 1998.


