Sigara dumanları kemiriyor havayı.
Oda:
Kruçyonik'in cehenneminden bir bölüm sanki.
Ve hatırla:
Şu pencerenin ardında
azgın bir arzuyla
ellerini okşamıştım ilk defa.
Bugün birlikteyiz işte.
İşte sen:
Zırhlı yürek.
Ve yarına kalmaz
kovarsın beni yayından
hakaret yağdırırsın bana.
Ve evin holünde uzun bir zaman
bir kol
gizli bir ürperişle kıvranarak
ceketi arayacak.
Savurup kendimi sokaÄŸa
gideceÄŸim.
VahÅŸi
ve ağzıma ne gelirse sayıklayarak
umutsuzluk tarafından kıymalanmış bir halde
gideceÄŸim.
Hayır sevgilim hayır
öyle değil
yalan hepsi yalan biriciÄŸim,
gel bana veda et haydi.
Bil ki
nerede olursan ol
nereye gidersen git
bir demir yığını kadar
ağır çeker
senin için aşkım.
Ve bırak da haykırayım son defa
acı haykırışlarıyla gururu kırılmışlığın.
Takati tüketen öküzler
gidip kendilerini
soğuk suyun içine atarmış.
Ama benim için
aşkından gayrı bir okyanus
yok
ve boşunadır ağlayıp haykırmam biliyorum
boşunadır ummak tükenmemeyi.
Dinlenmek isterse yorgun fil
kızgın kumlara uzanırmış krallar gibi
Ama benim için
aşkından gayrı
hiçbir güneş
yok ki.
Ve bimiyorum ble nerdesin ÅŸimdi
bilmiyorum kiminlesin.
Şair olmuş olsaydı
bunca azap çektirdiğn şu kişi
çoktan satıp gitmişti sevgilisini
servet ve şan karşılığında.
Sevinç vermiyor oysa bana
hiçbir çan sesi
senin o mübarek ismini
tekrarlayan çan gibi.
Ne boşluğa fırlatırım kendimi
ne zehir içerim
ne de tabanca namlusu
dayarım şakağıma...
ve hiçbir bıçağın gücü yetmez
bakışların bir yana
kesmeÄŸe beni.
Yarına kalmaz unutursun
başına koyduğum tacı
ve aşkınla besleyip
yaktığım
o çiçek açmış ruhu da.
Ve hareketli günlerden bir karnaval rüzgarı
dört bir yana dağıtır kitaplarımın sayfalarını...
Söyle:
kelimelerimin
kurumuş yaprakları
yolunu kesip de durdurabilir mi
seni?
hiç değilse bırak
son sevgimden dokuduğum halıyı sereyim
ayaklarının altında
yitip giden toprağı...


