ürperen pürüzsüz tenin çiy düşmüş çimenlere uzanan
iki güneş: biri doğuyor öteki öğleden sonra
çırılçıplak bir duvar akasyanın altındaki sırtın
gösteriyorsun bana her şeyi tek tek
çağıldayan derenin sesini kuş cıvıltılarını
işte diyorsun kırılmış çürüyecek bir çit
bunlar gökyüzünü dağıtan taşlar
gözlerinde bir sandal yüzüyordu konuşurken
tuhaftı sonsuzun kapısı.



